MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... gelmiş, davalılar adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılara miras yolu ile intikal eden taşınmazlardaki iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi, taksim, olmadığı takdirde ise ortaklığın giderilmesi konularında dava açıp, hukuki yardımlarda bulunmak üzere davalılarla 30.6.2004 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi imzaladığını, Karamürsel Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davada verilen 2001/450 E. 2005/316 K. sayılı ilamla, iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesini sağlayarak daha sonra da ortaklığın giderilmesi davasını açtığını, ne var ki yargılama devam etmekte iken 29.1.2007 tarihinde davalılar tarafından haksız olarak azledildiğini, bu durumda sözleşme gereğince davalıların hisselerine isabet eden taşınmazların değerinin %10’u olan 200.000,00 YTL vekalet ücretinin ödenmesi gerektiğini, yaptığı icra takibine ise itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, sözleşmenin okunmadan imzalatılmış olması nedeniyle geçerli olmadığını, kaldı ki davacı tarafından açılmış olan ortaklığın giderilmesi davasının da halen 2008/14057-2009/6324
derdest olup, sözleşme gereğince ücretin dava sonunda ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi ücretin henüz muaccel olmadığını, ayrıca davacıyı, özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle 29.1.2007 tarihinde haklı olarak azlettiklerini, haklı azilden dolayı da vekalet ücreti talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, başarıya göre değişme koşulunu içermeyen, “taşınmazın değerinin %10’u” olarak belirlenen ücretin, geçerli olmadığı, kaldı ki henüz ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlanmamış olması nedeniyle de, dava sonunda davalıların hisselerine düşecek olan miktarın belli olmadığı, bu nedenle ancak söz konusu dava sonuçlandıktan ve davalıların hisseleri belli olduktan sonra alacağın talep edilebileceği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Avukatlık Kanununun, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164/2. maddesinde, “Yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.” Hükmü mevcut olup, taraflar arasındaki söz konusu değişiklikten sonra yapılmış olan 30.6.2004 tarihli sözleşmede öngörülen, “...davaların sonunda ... ve ...’a düşen taşınmazların değerinin %10’u” oranında avukatlık ücreti belirlenmesine ilişkin kararlaştırma, Yasada belirlenen %25 oranını aşmadığı için geçerlidir. Anılan Kanunun 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinde, ücretin nispi olarak belirlendiği hallerde avukatlık ücret sözleşmelerinin geçerli sayılabilmesi için, değişiklikten önce mevcut olan “başarıya göre değişme koşulu” da kaldırılmış olup, 2.5.2001 tarihinden sonra düzenlenen avukatlık ücret sözleşmelerinde, ücretin bu şekilde nispi olarak belirlenmesi durumunda, sözleşmenin geçerli sayılabilmesi için, “başarıya göre değişen ücret belirleme zorunluluğu” kalmadığından, mahkemenin aksi yöndeki kabulünde isabet bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunun bu şekilde tespitinden sonra, mahkemece davanın reddedilmesine ikinci gerekçe olarak gösterilen, vekalet ücreti alacağının muaccel olup, olmadığının incelenmesine gelince;
Kural olarak bir alacağın ödetilmesini istemek, ancak onun muaccel hale gelmesinden sonra mümkün olabilir. Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, HUMK.nun 62. maddesinde düzenlenen “vekalet, hükmün katiyet kesbedinceye kadar 2008/14057-2009/6324
davanın takibi için icap eden bilumum muameleleri ifaya ve hükmün icrasına... mezuniyeti kapsar.” Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “...avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, ... ve işlemler ücreti karşılığıdır.” Hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel olduğu kabul edilmektedir. Buna göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. (Bkz. Aynı doğrultuda HGK. 23.3.1983 4/562-156 ; HGK. 3.7.1987 3/92-599 ; 13. HD. 2005/15433 E. 2008/3694 K.) Ne var ki haksız azil durumunda avukat işi takip edip sonuçlandırma olanağını kaybettiğinden, vekalet ücreti alacağının, ... henüz sonuçlanmamış olsa dahi, haksız azil beyanının avukata ulaşması ile, muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Dava konusu olayda da davacı avukatın, takibini üstlenmiş olduğu davaya ilişkin yargılama henüz devam etmekte iken, 29.1.2007 tarihinde haksız olarak azledildiği anlaşılmakta olduğundan, azil beyanının öğrenildiği tarih itibariyle alacağın muaccel olduğu kabul edilmek suretiyle işin esasının incelenmesi, işin esası ile ilgili olarak da, taraflar arasındaki sözleşmede ücretle ilgili açık kararlaştırma gereğince, ücret alacağının muaccel olduğu bu tarih itibariyle ortaklığın giderilmesi davasına konu olan taşınmazın değeri ve davalılara isabet edecek olan hisse değerleri tespit edilerek, tespit edilecek bu değerlerin %10’unun vekalet ücreti olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 11.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy