(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı kurum, davalı şirketten tıbbi malzeme satın aldıklarını, davalının verdiği taahhütnamelerde kuruma fatura edilen malzeme birim fiyatları ile ileride yapılacak protokol fiyatları arasında kurum aleyhine fiyat farkı oluşması durumunda aradaki farkın ödeneceğini taahhüt ettiğini, yapılan tespitler sonunda davalıya 9.416.036.51 USD fiyat farkı tahakkuk ettirildiğini, davalıların bu miktarı ödemediğini ileri sürerek 9.416.036.51 USD'nin davalılardan tahsilini istemiş, birleşen davalar ile de 262.528 USD ve 181.145 USD'nin ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, ceza yargılamasında davalı şirket ortaklarının hangi satımlarda idareyi dolandırdıklarını anlaşılamadığı, davacı iddialarını ispatlanamadığı, davalı gerçek kişilerin pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın esastan, diğer davalılar yönünden ise pasif husumetlerinin bulunmayışı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında davalı şirketin ortakları olan diğer davalılar hakkında kamu kurumunu dolandırdıkları gerekçesiyle ceza davası açıldığını bildirmiştir. Dosya arasında bulunan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/220 sayılı dava dosyasına ait kısa karar örneğinde, davalı şirketin ortakları olan diğer davalılar C. T. ve M. Ö.'in suç işlemek için oluşturulan teşekküle üye olmak ve kamu kurumunun zararına olarak müteselsilen dolandırıcılık suçundan dolayı mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, dosya içinde bahsi geçen ceza mahkemesi dava dosyasına ait gerekçeli karar ile dava dosyanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki davalı şirket ortaklarının davacı kuruma dolandırdıklarının ceza mahkemesi kararı ile sabit olması halinde bu kararın hukuk mahkemesini de bağlayacağı izahten varestedir. Bu itibarla öncelikle az yukarda bahsi geçen ceza mahkemesi dosyasının ilişkin kararın davalı şirketin ortakları yönünden kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek, kesinleştiğinin anlaşılması halinde anılan ceza mahkemesi dosyasının dosya arasına alınarak, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza davasındaki bilgi ve belgeler ile maddi vakıalar birlikte değerlendirilmeli, davacı ve davalılardan bu husustaki beyanları sorulmalı, gerekirse ceza davası dosyası da eklenerek oluşturulacak bilirkişi kurulundan ceza davasındaki maddi vakıaları da irdeleyecek şekilde tarafı hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak davalıların hukuki durumlarının ve sorumluluklarının tayin ve tespitine karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yetersiz inceleme ve eksik araştırma ile yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy