MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait taşınmazda kiracı olduğunu, taşınmazın tamamının PVC doğrama işlerini kira bedeline mahsuben yapmasının kararlaştırıldığını, doğramaları yapıp teslim ettiği halde kira bedeline mahsup edilmediği gibi kira alacağı için takip yapıldığını, taşınmazı tahliye ettiği bildirerek yaptığı PVC doğrama bedelinin tahsili için yaptığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi ile karşı davasında taşınmazın 2004 aralık ayında teslim alması nedeniyle ödenmeyen kira bedellerinden ağustos ila aralık ayları kira bedeli ile ödenmeyen ve kendisi tarafından ödenen su faturası bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine karşı davalının yaptığı itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne karşı davanın kısmen kabulü ile takibin 3.427 YTL asıl alacak üzerinden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ve karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı davalıya ait taşınmazın PVC doğrama işlerini yapıp teslim ettiği halde bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahsili için yaptığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Dayanak olarak 30.7.2004 tarihli 8.196,37 YTL lik faturaya dayanmış 11.1.2005 tarihli icra takibinde ise 8.196,37 YTL asıl alacak 1.500 YTL işlemiş faiz istenmiştir. Davalı icra takibine süresinde itiraz ederek borcun aslına ve işlemiş faize ve % 45 faiz oranına itiraz
2008/15558-2009/6292
etmiştir. Mahkemece fatura tarihinden itibaren hesaplanan işlemiş faiz alacağı ile beraber takibin devamına karar verilmiştir. BK:101.maddesi hükmüne göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Takibe dayanak fatura davalıya tebliğ edilmediği gibi dava konusu borcun ödenmesi konusunda davalıya ihtar gönderilerek temerrüde düşürülmemiştir. Öyle olunca icra takibinden önceki dönem için birikmiş faiz istenemez. Davalı karşı davacı hakkında PVC bedelinin tahsili için yapılan icra takibinde takibin asıl alacak yönünden devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davalı, karşı davacı hakkında PVC bedelinin tahsili için yapılan icra takibinde istenen % 45 faiz oranına da itiraz edildiği halde mahkemece davalının bu itirazı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4-Davalı ve karşı davacının kira alacağının tahsili için başlattığı icra takibi nedeniyle takibin 3.427 YTL asıl alacak üzerinden devamına karar verildiği halde, davalı karşı davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi koşulları oluşmadığından bahisle reddine karar verilmiştir. İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, karşı davacının bu isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalı karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2., 3., ve 4.bentte açıklanan nedenle kararın davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.