MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ... 'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının avukatı olarak borçlu ... aleyhinde icra takibinde bulunduğunu, ... Cumhuriyet başsavcılığına şikayet başvurusu yaptığını, Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davayı takip ettiğini, yine davalı işçisi Murat Kabar mirasçıları tarafından ... Mahkemesinde açılan davaya cevap verdiğini haksız olarak azledilip vekalet ücret alacaklarının ödenmediğini belirterek, toplam 75.764,00 YTL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aralarında yazılı sözleşme bulunmadığını, davacının dosyaları sonuçlandırmaması ve sürüncemede bırakması nedeniyle haklı olarak azledildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 75.214,00 YTL’nin temerrüt tarihi olan 8.5.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya ait İcra takibi, Asliye Ceza dosyası ve ... Mahkemesindeki dosyaları takip ettiğini haksız olarak azledildiğini belirterek vekalet ücret alacaklarının tahsili isteminde bulunmuş, davalı, özellikle yüksek miktarlı icra dosyasının takibini sürüncemede bıraktığını, itirazın iptali davasının açılması için kendisine geç haber verdiğini, haklı olarak azlettiğini savunmuş,
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ile davacının icra takibini izlemesi ve itirazın iptali konusunda kusurunun bulunmadığının belirlendiği bu nedenle vekalet alacağını hak ettiği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı şirketin 6.6.2000 tarihli vekaletname ile davacı avukatı vekil atadığı, davalının bu vekalete dayanarak 16.5.2005 tarihinde davalı adına borçlu ... hakkında 703.720,00 (1.223.770,00 YTL) Euro miktarlı takip başlattığı, yapılan ilk tebligatın 27.5.2005 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, davacı avukatın 26.1.2006 tarihinde yeni adrese ikinci tebligatı çıkardığı, bu tebligatın da 15.2.2006 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, davacı avukatın 9.10.2006 tarihinde borçlunun adresinin tespiti için savcılık araştırması yapılmasını istediği, savcılıkça tebliğ adresinin tespiti üzerine, tespit edilen adresin daha önce bila tebliğ yapılan adres olduğundan tebligat kanununun 35.maddesine göre çıkartılan tebligatın borçluya 25.11.2006 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine borçlunun 27.11.2006 tarihinde borca itiraz ettiği, davacı vekilin 7.2.2007 günü davalı şirkete faks göndererek itirazın iptali davasının açılması konusunda talimat istediği, davalı tarafından 28.3.2007 tarihinde adi yazılı, 16.4.2007 tarihinde ise noterden gönderdiği ihtarlar ile davacı avukatı azlettiği konusu dosya kapsamından anlaşıldığı gibi bu husus taraflar arasında da tartışmasızdır. Davacı avukatı icra takibine 16.5.2005 tarihinde icra takibine girişmiş olup, borçluya çıkarılan ilk tebligat 27.5.2005 tarihinde bila tebliğ geri dönmesine rağmen ikinci tebligatın 6 ay sonra ve 26.1.2006 tarihinde çıkarıldığı yine bu tebligatın da 15.2.2006 tarihinde bila tebliğ dönmesine rağmen adres tahkiki için savcılık araştırmasının 8 ay sonra ve 9.10.2006 tarihinde talep edildiği görülmektedir. Davacı toplam 14 aya varan bu gecikmede kusurun olmadığını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Böyle olunca, haklı azil nedeniyle davacı avukatın derdest dosyalar yönünden vekalet ücret alacağı talep edemeyeceğinden derdest dosyalar yönünden davanın reddine, ancak azil tarihinden önce kesinleşmiş dosyalar var ise bu dosyalar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın tümünün kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.