MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazmınat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava konusu davalının zilyetliğinde bulunan tapusuz taşınmazı 14.12.1992 tarihinde yazılı sözleşme ile satın aldığını, 15.12.1992 günlü sözleşme ile taşınmazın zilyetliğini devraldığını ancak bilahare taşınmazın orman arazisi olduğunun anlaşıldığını, davalının bu sebeple mahkum olduğunu, bilerek kötüniyetli olarak taşınmazın satıldığını, ileri sürerek ödediği 311.000.000 TL. nin denkleştirici adalet ilkelerine göre alım gücü belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000.000.000 TL. nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. 9.10.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 39.073,00 YTL’ye çıkartmıştır.
Davalı davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın davacı elinde olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 39.073,00 YTL tazminatın ödeme tarihi olan 1.4.1993 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece kısmen kabulüne karar verilen ilk kararın temyizi ile Dairemizce 21.9.2004 tarihinde hükmün bozulmasından sonra yapılan yargılama sırasında, davacı 9.10.2007 tarihli dilekçesi ile dava miktarını ıslah suretiyle tazminat talebini 39.073,00 YTL artırmıştır ve mahkemece ıslah edilen miktar esas alınarak davacının tüm tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Oysa, HUMK’nun 83 maddesi ve 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle ıslah edilen miktar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın (1) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy