MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalıyı avukatı olarak aleyhinde açılan boşanma davasında temsil ettiğini,yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığını,boşanma davası sonucunda,mahkemenin 27.4.2005 tarihli kararı ile davalının eşiyle boşanmalarına ve 750 YTL tedbir ve iştirak nafakasının aylık olarak ödetilmesine ,100.000 YTL manevi tazminat 25.000 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verildiği,kararın temyiz safhasında iken davalının 19.9.2005 tarihli azilnamesi ile nafaka kararlarının zamanında tahsile konulmadığı gerekçe gösterilerek azledildiğini bildirerek mahkemece tahsiline karar verilen miktar üzerinden 22000 YTL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davacı avukatın görevini tam olarak yapmadığını,maddi tazminat talebinin hatalı yazılması sonucu daha az tazminat aldığını,nafaka kararlarının masrafı verildiği halde takibe konulmadığını, ayrıca mahkeme kararının temyizi nedeniyle bozulduğunu, sonuçta 50.000 YTL maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, kesinleşmeyen mahkeme kararındaki miktarın esas alınamayacağını, davacıya vekalet ücretini ödediğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının azil tarihindeki mahkeme kararında hüküm altına alınan miktar üzerinden Avukatlık Kanununa göre % 10 oran esas alınarak ve daha önce yapılan kısmi ödeme
mahsup edilerek 11.188 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirtici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalı aleyhine 29.1.2004 tarihinde açılan boşanma davasında davalıyı avukat olarak temsil ettiği, cevap dilekçesi ile davalı lehine 1000 YTL tedbir nafakası, 750 YTL çocuk için iştirak nafakası ile 100.000 YTL manevi tazminat ile 50.000 YTL maddi tazminatın tahsilini talep ettiği, mahkemece verilen 27.4.2005 tarihli karar ile tarafların boşanmalarına,500 YTL kadın için,250 YTL çocuk için tedbir nafakası bağlanmasına,kadın için yoksulluk nafakası talebinin reddine, 25.000 YTL maddi tazminat ve 100.000 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verildiği, davacı avukat bu safhada davalının 19.9.2005 tarihli azilnamesi ile nafakaların tahsil edilmemesi gerekçesi ile davalı tarafından azledildiği, kararın davacı eşin temyizi sonucu manevi tazminatın fahiş olarak takdir edildiği gerekçesi ile 2.Hukuk Dairesinin 23.5.2006 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece verilen 6.9.2006 tarihli kararla 25.000 YTL maddi tazminat ile 25.000 YTL manevi tazminatın davacı eşten tahsili ile davalı ...’e verilmesine karar verildiği, davalının temyizi sonucu yapılan inceleme neticesinde 2.Hukuk Dairesinin 10.12.2007 tarihli kararı ile onandığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi taraflar arasında da ihtilafsızdır. Davacı haksız azil edildiğini ileri sürerek azil tarihindeki mahkemece hüküm altına alınan kesinleşmeyen miktar üzerinden %10 avukatlık ücretinin tahsilini talep için eldeki davayı açmıştır.Davalı davacının yanlış dilekçesi sonucu eksik tazminat aldığını,nafaka kararlarını tahsile koymadığını,davacıya tüm ücretini ödediğini, ücret ile ilgili bir kararlaştırma olmadığını savunmuştur.Mahkemece davacı avukatın azledildiği tarihte verilmiş olan 27.4.2005 tarihli mahkeme kararında hüküm altına alınan 100.000 YTL manevi tazminat ve 25.000 YTL maddi tazminat ve takdir edilen nafakanın yıllık tutarı üzerinden Avukatlık Kanunun 164.maddesinde 5043 sayılı kanunla 13.1.2004 tarihinde yapılan değişiklik uyarınca % 10 oran gözetilerek 11.188 YTL avukatlık ücretinin tahsiline karar verilmiş ise de boşanmaya ve tazminata karar veren mahkemenin 27.4.2005 tarihli kararı kesinleşmemiş olup, davacı eşin temyizi üzerine 2.Hukuk Dairesinin 23.5.2006 tarihli kararı ile manevi tazminat yönünden bozulmasına karar verilmiş,bilahare yapılan yargılamada 6.9.2006 tarihli mahkeme kararı ile 25.000 YTL
2008/3305-4780
manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş ,bu kararda yine 2.Hukuk Dairesinin 10.12.2007 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı davacı avukatı haklı sebeplerle azlettiğine ilişkin delil ve belge getirememiştir. Buna göre davacı avukat, haksız azil nedeniyle ve taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi de olmadığına göre, azil tarihindeki yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre % 10 oranda avukatlık ücreti istemekte haklıdır. Ancakx öncelikle müddeabih olarak esas alınacak miktarın tesbiti gerekir.Boşanma davasında azil tarihinden sonra kesinleşmiş olsada, mahkemece hüküm altına alınan ve kesinleşen tazminat miktarı olan 25.000 YTL maddi tazminat ile 25.000 YTL manevi tazminat toplamı olan 50.000 YTL olarak kazanılan kısım üzerinden Avukatlık Kanunun 5043 sayılı kanunla değişik 164.maddesi uyarınca % 10 oran gözetilerek, önceden yapılan kısmi ödemelerde düşülerek bakiye avukatlık ücreti alacağının tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece boşanma davasının ferisi niteliğindeki tedbir nafakasının yıllık toplamı üzerinden de avukatlık ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine,2.,3. bentlerde açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINApeşin yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, 3.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy