MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatıncada duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ve kendisinin avukat olduklarını, İskenderun Demir Çelik Fabrikalarında çalışan 623 işçinin vekili tayin edildiklerini, 2000 yılında ... ... Mahkemesinde açtıkları davaların lehlerine sonuçlandığını, işverenin tutumunu değiştirmeyip işçileri işten çıkarması üzerine, bu kez işçilerin ilk dava tarihinden ... akitlerinin fesih edildiği tarihe kadarki alacaklarının tahsili için, ... ... Mahkemesinde 2002 yılında 992-1804 esaslarda kayıtlı davaları yine davalı ile birlikte açıp takip ettiklerini daha sonra davalının kendi başına ek davalar açtığını, açılan ek davaların 27.3.2003 günü asıl dava ile birleştirilerek karar verildiğini, kararların Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğini, kesinleşen ilamlarında yine davalı tarafından icraya konulup infaz edildiğini, icra dosyalarından davacının 7.000.000.000.000 lirayı vekalet ücreti olarak aldığını, kendisine 87.865.000.000 lira gönderdiğini, ana davaya ek olarak açılan davaların bir bütün olduğunu, ek davaların davalı tarafından açılmasının işin ortak olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, her iki gurup davaların ortak vekaletle açıldığını, ilk acılan davalarda bilirkişi raporuna göre ıslahla müddeabihin artırılması mümkün iken, ayrı davalar açılıp bir birleştirilmesinin ve davalının işçilerden kendi adına vekaletnameler alınmasının iyiniyetli bir davranış olmadığını, birlikte alıp yürüttükleri davalar sonucu davalının tahsil ettiği ücreti vekaletin yarısının kendisine ait olduğunu, davalının ödediği miktar düşülerek fazlaya dair hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 5.000.000.000 liranın temerrüt tarihinden itibaren faiziyle tahsilini istemiş, 21.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 50.000.000.000 lira daha artırmıştır.
Davalı, davacı ile aralarında ortaklık olmadığını, ayrı barolara kayıtlı ve müstakil çalıştıklarını davacı ile aralarında fiili bir ... ortaklığı olduğunu, 2000 yılında birlikte açıp sonuçlandırdıkları davalardan sonra yine aynı işçilerin alacakları ile ilgili 2002/992-1804 esaslarda kayıtlı davaları yine birlikte üstlenip açtıklarını, ancak davacının 15.8.2002 tarihinden itibaren dosyalar ve vekil eden işçilerle ilgilenmeyip, fiilen çekildiğini, bu safhada kendisine müstakil vekalet verildiğini, ve davacının azil edildiğini, ek davaları da kendisinin açtığını, ek davalarda davacının hiçbir emek ve mesaisinin olmadığını, buna rağmen davacıya 87.865.000.000 lira olarak fazla ödeme yaptığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ... ... Mahkemesinde 2002/992-1804 esas sayılı asıl davalarda ortak oldukları ve davalı tarafından tahsil edilen vekalet ücretlerinden davacı payına 166.434.313.770 lira düştüğü, bundan davalıca ödenen miktarın tahsili ile bakiye 78.569.134 lira alacağı kaldığı taleple bağlı kalınarak 55.000.000.000 liranın 14.11.2003 tarihinden faiziyle tahsiline, davacının açılan ek davalarla ilgili fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Tarafların İsdemir işçilerinin işverenle aralarındaki ihtilafın giderilmesi için müşterek vekalet aldıkları, 2000 yılında birlikte açtıkları davaların lehlerine sonuçlandığı, vekalet ücretinden dolayı aralarında bir ihtilaf ve talep bulunmadığı, daha sonra işçilerin işverenle ihtilaflarının devam etmesi üzerine 2002 yılında yine davacı ve davalı tarafından vekil olarak işveren aleyhine 992-1804 esas sayılı davalar açıldığı, bu davalarda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, bilirkişi raporu ile belirlenen alacaklardan kalan kısımlarla ilgili olarak 2003 yılında 649-1273 esaslarda kayıtlı davaların davalı tarafından tek başına açıldığı, her iki gurup davanın birleştirilerek davaların işçiler lehine sonuçlandığı, kararların Yargıtay’ca onanıp kesinleştiği kararların icraya yine davalı tarafından konulup tahsil edildiği, davalının avukatlara ödemesi gereken tüm vekalet ücretlerini tahsil ettiği ve davacıya payına karşılık 87.865.000.000 lira ödediği hususları tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, taraflar arasında da çekişmesizdir.
Davacı, işçilerin davalarını birlikte alıp üstlendiklerini, 2000 yılında açtıkları davaların lehlerine sonuçlandığını, ihtilafın devam etmesi üzerine ilk dava ile ilgili dönemdeki işçi alacaklarının tahsilini sağlamak üzere 2002 yılında fazlaya dair hakları saklı kalarak açtıkları asıl dava ile buna dayalı açılan ek davalar sonucu davalının icra marifetiyle tahsil ettiği işçi alacaklarından kesip yedinde tuttuğu vekalet ücretlerinin yarısının kendisine ait olduğu ve payına düşen kısmın eksik ödendiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Tüm dosya kapsamından tarafların, işçilerin davalarını birlikte üstlendikleri, 2000 yılında açtıkları davalar lehlerine sonuçlandığı halde işçilerle işveren arasındaki ihtilafın devamı üzerine, yine 2002 yılında her iki avukatın işveren aleyhine 992-1804 esas sayılı davalara birlikte açmalarından bu işin her iki avukatça birlikte üstlenildiği, aralarında yazılı bir sözleşme olmasa dahi işin ortak olduğu, 2003 yılında davalıca açılan ek davaların ve icra işlemlerinin de bu işe dahil olup, tek bir ... sayılması ve tarafların ortaklığının kabulü zorunludur. Aksinin kabulü MK.nun 2. maddesinde yerini bulan doğruluk iyiniyet kuralları, gerekse bir kamu hizmeti olan avukatlık mesleğini düzenleyen avukatlık kanununun 34. maddesine ve etik kurallarına aykırıdır. Bu nedenle davalı avukatın işçilerden kendisi adına vekaletname alması, ek davaları kısmen bu vekaletlere dayanarak açması tek başına icra takibi yapması ayrıca davacının yeminle dinlenen şahısların beyanlarında belirtildiği üzere, bir kısım işçilere davacıyı azil ettirmesi objektif iyiniyet ve meslek kuralları ile bağdaşmaz. Kaldı ki davalı, 2002 yılında açılan davalardan sonra davacının bu davalara bakmaktan ayrıldığını ve çekildiğini yazılı bir belge ile kanıtlayamamıştır. Öyle olunca 2002 yılında açılan davalar, ek davalar ve icra takiplerinin bir bütün olduğu, taraflarca birlikte ortak üstlenildiği, davalı tarafından tahsil edilen tüm vekalet ücretlerinin ortak olup, yarısının davacıya ait olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda taraflar arasında işin ortak alındığı asıl dava, ek dava ve icra safhasının tek ... olduğu isabetli bir şekilde belirtilmiştir. Ancak hangi dosyadan avukatlar için vekil eden işçiden ne kadar, karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinden ne kadar ücret hesaplandığı belirtilmemiştir. Rapor bu yönü ile denetime elverişli değildir. Mahkemece açıklanan hususta ek rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken , aksi düşüncelerle yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereği tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereği kararın temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, 550 YTl. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde 2.970.00 YTL.nın davacıya, 2.970.00 YTl.nın davalıya iadesine, 6.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.