13. Hukuk Dairesi 2008/404 E., 2008/10164 K. ADİ ORTAKLIK TASFİYE
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 538 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki ortaklığın feshi ve tasfiyesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, 17.08.1999 depreminde vefat eden annesi ile davalının adi ortaklık şeklinde fırın işlettiklerini, annesinin ölümünden sonra davalının teklifi ile adi ortaklığın taraflar arasında sürdüğünü, bankada ortak hesap açıldığını, ne var ki sonradan davalının kendisini fırına sokmadığını ve ortak hesaptaki 18.000 Doları çektiğini ileri sürerek, ortaklığın fesih ve tasfiyesine, şimdilik 6.000.00 YTL kâr payı ile hesaptan çekilen 9.000 Doların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı murisinin ölümü ile adi ortaklığın son bulduğunu, davacı ile adi ortaklık kurulmadığını, tasfiye bakiyesinin davacıya ödendiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Yargılama sırasında diğer mirasçı, davada taraf haline getirilmiştir.
Bozmaya uyan mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davanın kabulüne, 31.12.2000 tarihinden 31.12.2006 tarihine kadar hesaplanan kâr payının davalıdan tahsili ile davacılar murisi mirasçılarına ödetilmesine karar verilmiştir.
1-
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bent
kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekir.
2-
Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin olup, fırın işletmeciliği
ile ilgili adi ortaklığın davacı ile davalı arasında değil, davacının murisi Selma
ile davalı arasında kurulduğu mahkemece uyulan bozma ilamında açıkça
belirtilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, BK'nın 535. hükmü gereğince,
taraflar arasında başkaca bir kararlaştırma yoksa adi ortaklık ölüm ile son
bulur. Davacının murisi Selma 17.08.1999 tarihinde meydana gelen deprem
sonucu öldüğüne göre, adi ortaklık bu tarihte sona ermiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, murisin ölümünden sonra adi ortaklığın taraflar arasında sürdüğü de kanıtlanamamıştır. Eldeki dava, muris Selma ile davalı arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olduğuna ve Selma'nın da 17.08.1999 tarihinde öldüğünün anlaşılmasına göre, fesih ve tasfiyenin bu tarih itibariyle yapılması zorunludur. Nitekim, somut olayda davalı ve dava dışı kardeşi İ.Hakkı ölümden sonra fırının mülkiyetini tamamen devraldıkları gibi, fırının işletmesi ile ilgili yeni bir adi ortaklık oluşturdukları dosya kapsamından anlaşılmakta olup, bundan sonraki dönem ile ilgili oluşan kâr ve zararın önceki adi ortaklığın tasfiyesinde dikkate alınması mümkün değildir.
Böyle olunca mahkemece, muris Selma'nın ölüm tarihi olan 17.08.1999 tarihi itibariyle fesih ve tasfiyenin yapılması, bu tarihe kadar olan geçmiş dönemle ilgili idareci ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenilmesi, ölüm tarihi itibariyle adi ortaklığın tüm malvarlığının da dikkate alınarak BK'nın 538. ve devamı maddelerine göre tasfiyeye tabi tutulması ve yine bu tarihe kadar istenebilecek kâr payının belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bozmaya yanlış anlam verilerek, adi ortaklık ile ilgili yasal düzenleme ve ilkelere aykırı düşecek şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına (BOZULMASINA), peşin aiınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy