MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avuka ... gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, avukat olduklarını, ekim 2002 ve eylül 2002 tarihli sözleşmeler ile davalı kurumun vekilliğini yürütürlerken davalının 12.5.2003 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, feshin haksız azlin sonuçlarını doğurduğunu, aylık net ücretlerinin, davalının ödemesi gereken ücretler ile karşı yandan alınmas gereken ücretlerinin ve diğer ücretlerin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 103.851.785.887 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalarak tahsilini istemişler, 24.2.2004 tarihli ıslah dilekçesi ilede taleplerini 192.589.983.307 TL olarak ıslah etmişlerdir.
Davalı, sözleşmenin 3.maddesine dayanarak feshe haklarının bulunduğunu, davacıların yüklendikleri görevi layıkıyla yerine getirmediklerini, sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkamece, anılan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle 192.589.98 YTL vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ve KDV ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosyada bulunan ve davacı ... ile davalı arasında düzenlenen eylül 2002 ve davacı ... ile davalı arasında düzenlenen ekim 2002 tarihli sözleşmenin 3/1.maddesinde sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu tarafların sözleşme bitiminden bir ay önce yazılı olarak fesih ihbarında bulunmadığı takdirde aynı koşulllarla sözleşmenin bir yıl uzayacağı, 3/2 maddesinde taraflarca yazılı ihbar tarihinden bir ay sonra geçerli olmak üzere her zaman feshedilebileceği, 3/son maddesinde ise sözleşmenin feshi halinde ücretin sözleşmenin 4.maddesine göre belirleneceği kararlaştırılmıştır. Ücretin belirlendiği sözleşmenin 4.maddesinin 1.fıkrasında Türkiye Barolar Birliği Asgari Vekalet Ücret Tarifesinin 1.kısım 4.bölümde belirtilen miktarda aylık net ücret ödeneceği, 4/3 maddesinde sözleşmeden doğan her türlü resim, vergi, harç, stopaj, fon, (KDV dahil) davalı tarafından karşılanacağı, 4/5. Maddesinde avukat tarafından takip edilen, davalının leh ve aleyhine açılan her türlü davalar ile yapılacak icra takiplerinde ve bu takiplere bağlı olarak açılacak davalarda, karşı taraftan tahsil edilen avukatlık ücretlerinin, Türk Telekom avukatlarının tabi olduğu vekalet ücretlerinin dağıtımına ve ödenmesine ilişkin esasların hükümleri dairesinde avukata ödeneceği, 4/6. Maddesindede vekalet ücretinin, asıl alacağın faiz, gecikme bedeli, masraf gibi tüm ferileriyle birlikte tamamen tahsilini müteakip avukata ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Dosyada bulunan, davalı tarafından davacılara gönderilen 12.5.2003 tarihli ihbarla, sözleşmenin yenilenemeyeceği ve feshdileceği bildirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler hizmet hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerlidir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanununun 164/4 maddesinin 1.cümlesinde belirtilen anlamda ve Asgari Ücret tarifesi altında bir ücret olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşmenin hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Sözleşmenin 3.maddesi uyarınca davalının 12.5.2003 tarihli ihtarla sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmesi haksız fesih sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanununu 164.maddesi anlamında haksız fesihin (azlin) sonuçlarını doğuran bir fesih de değildir. Bu itibarla olayda Avukatlık Kanunun 164.maddesi hükmü uygulanamaz. Ancak feshin haksız olmaması davacıların fesih tarihi itibarıyle hiç bir ücret isteyemeyecekleri anlamına da gelmez. Öyle olunca davacılar, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle, sözleşmenin 3/son maddesi hükmüne göre yine sözleşmenin 4.maddesi gereğince ücret isteme hakkına sahiptirler. Sözleşmelerin sona erdiği tarih itibariyle, davacılarının tahsilatla sonuçlandırdığı veya henüz tahsilatla sonuçlanmayan ancak tahsilatı mümkün hale gelen veya tahsilatının mümkün hale geldiği ve tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyalar ile, tahsilat yapılmasının mümkün olmayacağı anlaşılan dosyalardan dolayı davacıların sözleşmenin 4.maddesine göre ücret isteyebileceğinin kabulü gerekir. Sözleşmenin sona erdirildiği tarih itibariyle sonuçlanmayan ve devam edip ne olacağı belli olmayan dosyalardan dolayı da davacıların sarf ettiği emek ve mesaileri nazara alınarak sözleşmenin 4.maddesine göre isteyebilecekleri ücret baz alınarak ve bu miktarın altında olmak üzere hak ve nesafet kurallarıda gözetilerek uygun bir miktarın ücret olarak istenebileceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece, az yukarıda açıklamalar ışığında davacıların talep edebileceği alacağın bilirkişilerden ek rapor alınmak veya oluşturulacak yeni bilirkişi kurulundan rapor alınarak belirlenip bu miktara ve ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle eksik bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın (2)numaralı bent uyarınca temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.2.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy