MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı ... ve vekili avukat ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, paydaşı olduğu taşınmazda, davalı ...şirketinin müdahalesinin önlenmesi için açtığı müdahalenin meni davasında, kendi payı dahil tüm paydaşların payının davalı abisi tarafından vekaleten dava dışı ... şirketine kiraya verildiğini ve davalı şirketin onlardan devren aldığını öğrendiğini,sözleşmenin süresinin arttırımla toplam 25 yılı bulduğunu, şirketin taşınmazlar üzerindeki faaliyetini gördüklerini, davalı abisine sorduklarında geçici olarak izin verdiğini söylediğini, ancak davalı şirketin petrol arama faaliyetlerinde bulunduğunu, babasının ölümü sonrası evin en büyüğü olması nedeniyle yöresel adet gereği abisinin sözlerine güvenip karşı çıkamadıklarını, ancak 15.12 1992 tarihli davalı ağabeye verilen vekaletnamenin aslında ... pamuk destekleme parası ve diğer birtakım işler için verildiğini, davalı şirketçe ileri sürülen 1.1.1997 tarihli kira sözleşmesini yapma yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek 1.1.1997 tarihli kira sözleşmesi ile 1998 tarihli ek anlaşmanın iptalini istemiştir.
Davalı şirket, vekaletnamenin kira sözleşmesi yapmak için yeterli olduğunu, davacının uzun müddet buranın kullanımına müdahale etmediğini, sözleşme olduğunu bilmediği iddiasının iyiniyetli olmadığını,davacının adına yatırılan kira paralarını çektiğini savunarak reddini dilemiş, davalı ..., davacının iddialarının doğru olduğunu, vekaletnamede kira sözleşmesi yapma yetkisinin bulunmadığını, kiralayan şirketin bu durumu bildiğini, kendisinin kardeşlerinden habersiz kiralayıp kira paralarını aldığını beyan ettiği görülmüştür.
Mahkemece, vekaletnamede “Kullanım hakkı” tesisi ile ilgili yetki olmadığına,vekil ile davalı şirketin işbirliği içinde hareket ettiğine ve davacının aldığı iddia edilen kira paralarındaki imzanın davacı imzası ile ilgisinin olmadığının çıplak gözle bile anlaşıldığına dayanılarak davanın kabulüne, 1.1.1997 tarihli sözleşme ile 1998 tarihli ek sözleşmenin davacı yönünden iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ve diğer kardeşlerin 15.12.1992 tarihli vekaletname ile davalı ...’i vekil tayin ettikleri, ...’in bu vekaletnameye dayanarak ... şirketi ile 1997 tarihli “Kullanım Hakkı Mukavelesini” yaptığı taraflar arasında tartışmasızdır. Davacı ,davalı abisine verilen vekaletnamedeki yetkilerin aşılması suretiyle davalı şirketle kira sözleşmesinin yapıldığını ileri sürerek sözleşmenin iptalini istemiştir. Dosyaya ibraz edilen 15.12.1992 tarihli vekaletnamenin satış ve ipotek gibi mülkiyet hakkının temlikine ve kısıtlanmasına yönelik çok geniş yetkileri içerdiği göz önüne alındığında, “Kullanım hakkı sözleşmesinin” bu vekaletnamenin kapsamı dışında kaldığının kabulü mümkün değildir. Ayrıca dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde davalı şirketin uzun yıllar faaliyette bulunduğu ve davacının buna ses çıkarmamasının kullanıma muvafakat ettiği anlamına geleceği, yine köy gibi küçük bir çevrede bu taşınmazların davalıya kiraya verildiğinin davacının duyup öğrenmemesinin hayatın olağan akışınada uymadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 12.2.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy