(1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının inşa ettiği binadan, 4 no.lu daireyi satın aldığını, tapu devrinin de verildiğini, ancak ruhsatsız olması sebebiyle Belediyece binanın yıkıldığını ileri sürerek ayıplı ve eksik imalat sebebi ile 100.000.-YTL. tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama neticesi HUMKnun 409/5 madde ve fıkrası gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ayıplı ve eksik iş sebebiyle tazminat istemli davasını Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/164 esasında 7.4.2004 günlü dava dilekçesi ile açmıştır. Yargılama devam ederken, 11.10.2006 günlü celseye bir başka mahkemedeki duruşmasını mazeret göstererek cevap bonosu ekli 9.10.2006 günlü dilekçesini mahkemeye sunmuştur. Mahkemece, davacının mazeret dilekçesi işleme konulmayarak davanın işlemden kaldırılmasına, davalı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma gününün 2.3.2007 tarihine bırakılmasına karar verilmiş, bilahare dosya resen ele alınarak davanın HUMKnun 409/5 madde ve fıkrası gereği açılmamış sayılmasına ait kararı verilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmekle, dairemizin 14.1.2008 tarihli bozma ilamı ile, davacının temyiz itirazları incelenmeksizin, davaya bakmaya Tüketici Mahkemeleri görevli olması sebebiyle verilen karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmakla, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yeniden davanın açılmamış sayılmasına ait temyize konu karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 11.10.2006 günlü celseye bir başka mahkemedeki duruşmasını mazeret göstererek cevap bonosu ekli 9.10.2006 günlü dilekçesini PTT vasıtasıyla gönderdiği, dosya içerisinde PTT Müdürlüğünden alınan yazıya istinaden davacının dilekçesinin 10.10.2006 günü mahkemeye teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu halde davacı vekilinin mazereti hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy