MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 26.10.2005 tarihli sözleşme ile davalıdan daire satın aldığını, dairenin 14 ay sonra 26.12.2006 tarihinde teslim edilmesi gerekmesine rağmen 12.6.2007 tarihinde teslim edildiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 1000 YTL kira kaybının tahsilini istemiştir.
Davalı, konutların teslimi geciktiği için davacının taksit ödemelerinin başlangıcının da dairenin teslim tarihinden sonra başlatıldığını, davacının zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ödemeye ilişkin taksitlerinin 2007 yılı Temmuz ayında başlatıldığını, davalının teslimde gecikmesi nedeniyle davacının da ödemeleri durdurduğu, davacının zararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 26.10.2005 tarihli sözleşmede teslim süresinin 14 ay olarak kararlaştırıldığı ve bu kararlaştırma uyarınca dairenin 26.12.2006 tarihinde teslim edilmesi gerekmesine rağmen 12.6.2007 tarihinde teslim edildiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Uyuşmazlık konusu husus 26.12.2006-12.6.2007 tarihleri arasındaki gecikilen süre için davacının kira kaybı nedeniyle tazminat isteyip isteyemeyeceği hususudur. Davalı, davacının taksit ödemelerinin dairenin teslimindeki gecikmeye paralel olarak 2007 yılı temmuz ayında başlatıldığını iddia ederek davacının bu nedenle kira tazminatı isteyemeyeceğini savunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, davalının, davacının taksit ödemelerini teslim sonrasına ertelemesi kendi tasarrufu olup, taksit ödemesinin ertelenmesi nedeniyle davacıya kira tazminatının ödenmeyeceğine dair bir kararlaştırma olduğu iddia ve ispat edilememiştir. Davalının kendi tasarrufi işlemi sözleşmedeki yüklendiği edimi ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Zamanında teslim edilmeyen daire nedeniyle davacının kira kaybının oluştuğu da izahtan vareste olup, davalı davacının bu zararını gidermekle yükümlüdür. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 30.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.