(818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı asıl davanın açılmamış sayılmasına karşı davanın kısmen kabulü kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı-karşı davalı, dava dışı kiracısı R. Ö. ile olan anlaşmazlıkları sebebiyle açılan icra takibi ve davalarda davalı avukatların kendisini vekil olarak temsil ettiklerini, kendisinin bilgisi ve rızası olmadan davalı vekillerinin karşı tarafla 10.000.-TL karşılığı anlaşarak karşı tarafı ibra ettiklerini, kendisine de 2.000.-TL vekalet ücreti keserek 8.000.-TL verdiklerini, davalıların kendisini zarara uğrattıklarını, bu sebeple davalıları azlettiğini ileri sürerek, uğradığı zararın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı C.e tebligat yapılamamıştır.
Davalı-karşı davacı A., davanın reddini dilemiş, karşı davasında da; davacının kendisini Savcılığa şikayet edip haksız olarak işbu davayı açtığını, bu sebeple manevi olarak büyük elem duyduğunu, itibar ve saygınlığının zedelendiğini ileri sürerek, 15.000.-TL manevi tazminatın dava gününden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın HUMKnun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karşı davanın kısmen kabulüne, 1.500.-TL manevi tazminatın dava gününden itibaren kanuni faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı A. A. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı-karşı davacı A., davacı-karşı davalının kendisini haksız olarak Savcılığa şikayet ettiğini ve yine haksız olarak işbu davayı açtığını öne sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece bu talep kısmen kabul edilmiştir. Yargıtay'ın öteden beri uygulamakta olduğu ve istikrar kazanan kararları uyarınca dava açılması ve şikayetlerin bu hakları kullanan kişiler yönünden, anayasal bir hakkın kullanımı niteliğinde olup Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi kapsamında manevi kişilik haklarının ihlali niteliğinde sayılamayacağından mahkemece manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davalı-karşı davacı A. A.nın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda birinci bentte açıklanan sebeplerle kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalı-karşı davacı A. A.nın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istem halinde iadesine, 21.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy