MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme hükümlerine göre taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine borçlarının muaccel hale geldiğini, borcun ödenmesi için davalıya yapılan ihtarata rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2008/7815 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, davalının itirazı üzerine icra takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı, davaya konu sözleşme tarihinde S.S İmece Tük.Hzm.Kooperatifinde işçi olarak çalıştığını, kendisinin bankadan kredi kullanmadığını, banka ile kooperatif arasında anlaşmalı bir işlem olduğunu, bu işlemden icra takibi ile haberdar olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, davaya konu krediyi, işçi olarak çalıştığı kooperatifin bağlı kuruluşu olan ... Ltd.Şti nin kullandığını, kendisine herhangi bir kredi ödemesi yapılmadığını, kendisine ait mevduat hesabı ekstrelerinde ilk tüketici kredisi ödemesinin yapıldığı 15.12.2006 tarihinde, dava dışı ... Ltd.Şti hesabına tek kalemde 12.500 TL yatırıldığını, bu hususun bilirkişi raporunda irdelenmediğini belirtmiş olmakla, Davalının savunması ve bilirkişi raporu itibariyle davacı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan ödeme dekontlarında yer alan imzanın davalıya ait olup olmadığına dair dekont kaydı davalıya gösterilerek beyanları alınmak suretiyle paranın ödenmesi hususunun açıklığa
2009/14395-2010/4924
kavuşturulması ve davalı beyanları ve bilirkişi raporunda yer alan tespitler yönünden ilgili banka kayıtları yeniden istenerek 15.12.2006 tarihinde davalının mevduat hesabına yatırılan para ile davalı adına verilen kredi arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı hususu araştırılmak suretiyle krediyi davalının fiilen kullanıp kullanmadığı ve yine her ne kadar söz konusu kredi davacıya verilen tüketici kredisi görünümü altında sağlanmış ise de, aslında, davacının çalıştığı işverene sağlanmış bir ticari kredi niteliğinde olup olmadığı, her şeyden önemlisi, bir özen ve ... müessesesi olan davalı bankanın bunu bilebilecek durumda olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı lehine BOZULMASINA, 12.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.