MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendilerine ait ... Konukevinde 21.09.2005 -26.09.2005 tarihleri arasında davalının organizatörlüğünde kick box kafilesinin konakladığını, konaklama neticesi bakiye kalan 7.051,50YTL alacaklarının tahsili için başlattıkları takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40’tan az olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, borcun bir kısmını ödediğini, 3.545YTL borçlarının kaldığını savunarak davanın kabul ettiği 3.545YTL dışındaki kısım yönünden reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 7.213,78YTL’ye ilişkin icra takibine vaki itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi üzerine alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı
2009/1535-7748
konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde,belirlenen asıl alacak miktarı olan 7.051,50YTL ile davalı tarafından kabul edilen 3.545YTL arasındaki fark üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 436/2 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince sair temyiz itirazların reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın "Hüküm" başlıklı bölümünün (2) nolu bendinde bulunan "icra inkar tazminatı için yasal şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine" sözlerinin karardan çıkartılarak yerine "3.506.50 YTL üzerinden hesaplanacak %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.