MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının, 20.01.2006 tarihli komisyon akdine istinaden ... komisyoncusu olarak kendisinin gösterdiği mecuru kiraladığı halde komisyon bedelini ödemediğini, sözleşme gereğince 6.480YTL cezai şart ödemesi gerektiğini, bu alacağın tahsili için başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davalının 4.000YTL asıl alacağa yaptığı itirazın iptaline, fazlaya yönelik istemin reddine, hüküm altına alınan 4.000YTL asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, davalı aleyhine yaptığı icra takibinde, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle cezai şart olarak 6.480YTL talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı sözleşmeye aykırı davrandığı için cezai şart ödemekle yükümlüdür. Ancak B.K'nun 161/son maddesinde de hükme bağlandığı üzere hakim fahiş gördüğü cezaları tenkis etmekle mükelleftir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı tarafların ekonomik durumu,özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü olarak alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tesbit edilmelidir.Belirtilen bu olgular nazara alındığında takdir edilen cezai şart miktarının fahiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek fahiş olan cezadan dosya kapsamına uygun takdir edilecek miktarda indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması gerekir. Bu davada ise cezai şartın tenkisi gerekip gerekmiyeceği, hangi oranda tenkis edileceği yargılama gerektirdiğinden alacağın likit olduğu söylenemez. Hal böyle olunca icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.