MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı şirketin yetkili bayii ile görüntülü telefon aboneliği sözleşmesini imzaladığını, sadece telefon makinesini kullanmak suretiyle görüşme yapabileceğini düşünerek sözleşmeyi imzaladığını, ancak daha sonradan bunun ancak internet üzerinden gerçekleştirilebileceğini öğrendiğini, yetkili bayiinin yanlış bilgilendirmesi ve esaslı hata nedeniyle imzalamış olduğu sözleşmeyi iptal ettirmek üzere başvuruda bulunduğunda ise, 400,00 TL cezai şart ödenmesi halinde talebinin kabul edileceğinin bildirildiğini, oysa bu talebin haksız şart niteliğinde olduğunu ileri sürerek, görüntülü telefon aboneliği sözleşmesinin iptaline, talep edilen 87,00 TL ve 21 ay boyunca ödenmesi gereken aylık 29,00 TL nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının serbest iradesi ile videofon taahhütnamesi imzaladığını, görüntülü konuşma hizmetini sağlayacak olan telefon cihazının da davacıya teslim edilip, sistemin kullanıma hazır hale getirildiğini, sözleşmenin açık hükmü gereğince, 24 aylık süreden önce videofon hizmetinden vazgeçilmesi durumunda, ücretsiz olarak verilen cihazın bedeli olan KDV dahil 400,00 TL’nin ve varsa diğer borçların ödenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı kanunun 22/5. maddesinde belirtilen değerin altında olan ve 4077 sayılı yasa kapsamında kalan ihtilafların tüketici sorunları hakem heyetlerince çözümlenmesi gerektiği, davanın açıldığı 2009 yılı itibariyle tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev sınırının ... ve Ticaret Bakanlığı’nca 936,97-TL olarak belirlendiği belirtilerek, bu miktarın 2009/15880-2010/5313
Altında olan dava değeri nedeniyle, dava şartı yokluğundan davanın kesin olarak reddine, davacının temyizi üzerine de 12.11.2009 tarihli ek kararla, miktar itibariyle kararın kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, verilen bu karar da davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalı şirket ile imzalanan görüntülü telefon sözleşmesinin iptali ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Bu istem, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi talebini içerdiğinden, verilen hüküm temyizi kabil olup, kesin değildir. Kesin olmayan bir karara ilişkin olarak mahkemece “kararın kesin olduğunun yazılması” da yok hükmünde olup hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle temyizi mümkün olan 19.10.2009 tarihli karara yönelik temyiz dilekçesinin reddi yönündeki 12.11.2009 tarihli ek kararın kaldırılarak temyiz incelemesi yapılması gerekmiştir.
2-Davacının, 19.10.2009 tarihli hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, taraflar arasındaki, görüntülü telefon aboneliği sözleşmesinin iptali ve borçlu olmadığının tespiti yönündeki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin olup, davanın bu niteliği itibariyle somut olayda, öncelikle tüketici sorunları hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Ne var ki bu konuda tüketici sorunları hakem heyetine başvuruyu engelleyen bir hüküm olmadığı gibi, başvuru halinde ise verilen kararın tüketici mahkemelerinde ancak delil olarak kabul edileceği de yasa gereğidir. O halde dava konusu uyuşmazlığın, tüketici hakem heyetince çözümlenmesi zorunluluğu bulunmadığından, mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tüketici hakem heyetine başvurulması gerektiğinden bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : 1. bent gereğince, temyiz dilekçesinin reddi yönündeki 12.11.2009 tarihli ek kararın kaldırılmasına, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 20.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.