MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının avukat olduğunu aralarındaki sözleşme gereğince dava ve icra takibi işlerini yürüttüğünü, yapılan denetim ve alınan müfettiş raporları sonucunda davalının düzenlediği usülsüz masraf belgeleri ile kendilerinden muhtelif tarihlerde haksız olarak 55584 YTL tahsil ettiğini tespit ettiklerini ileri sürerek bu paranın ve işlemiş 82.772,15 YTL faiz alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava dilekçesindeki taleplerin HUMK'nun 179 maddesinde öngörüldüğü şekilde talep edilen miktar itibariyle açık ve net olmadığı, davacıya talebini açıklaması için iki kez süre verilmiş olmasına rağmen ara kararlarının yerine getirilmediği, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu, müfettiş raporları ilgi tutularak talepte bulunulamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davasında vekili olan davalı avukatın kendisine vekaleten tahsil ettiği paraları banka hesabına 2009/1750-9819
yatırmadığını, usülsüz belgeler düzenlediğini ve böylece 55584 YTL'nı zimmetine geçirdiğini ileri sürerek talepte bulunmuş, dava dilekçesine de davada dayanak olarak gösterildiği 28.3.2007 tarihli denetim raporu ile 18.5.2007 tarihli müfettiş raporunu eklemiştir. Dava dilekçesinde dayanılan maddi vakıaların özeti yapıldığı gibi delillerin nelerden ibaret olduğu da hem bu dilekçede hem de süresi içerisinde verilen delil listesinde belirtilmiştir. Dilekçede mühpem ve mütenakıs herhangi bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki davacıya 25.9.2008 günlü oturumda dava, dilekçesini açıklaması için tarih belirtilmeksizin ikinci ve son kez süre verilmiş; davacı da bir sonraki 2.12.2008 tarihli oturumda açıklama dilekçesini ibraz etmiştir. Bu durumda açıklama dilekçesinin de süresinde olduğunun kabulü gerekir. Hâl böyle olunca işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi, usül ve yasayı aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 13.7.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.