MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının vekili olarak Bornova Sulh Hukuk Mahkemesinde 1999/2055 E. 2001/1025 K. sayılı davayı açarak takip ettiğini, davalı ile yapılan sözlü anlaşma ile dava sonunda kazanılacak maddi değerin %15'inin avukatlık ücreti olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalıya sağladığı menfaate göre 45.000 YTL vekalet ücreti alacağı bulunduğunu ileri sürerek, anılan miktarın 21.1.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında yazılı ya da sözlü herhangi bir vekalet ücreti anlaşmasının bulunmadığını, davacıya avukatlık ücret tarifesine göre hak ettiği ücretin de ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 11.598 YTL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkin verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce, “13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı kanunla Avukatlık Kanununa eklenen geçici 21. maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, somut olaydaki uyuşmazlığa taraflar arasındaki sözleşme tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanununun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 163/son maddesinin uygulanması gerektiği, buna göre davacı avukatın hak ettiği ücretin, 16.11.1988 tarihinde açılan davanın konusunu oluşturan 2009/3234-12461
taşınmazların bu tarihteki değerleri belirlenerek bu değer üzerinden, o tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmesi gerektiği”nden bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davanın kısmen kabulüne, 1.13 YTL’nin 19.12.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmuş olmasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, alacağının tahsili için davadan önce ihtar göndererek davalıyı temerrüde düşürmediğinden, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, 19.12.2001 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün 1. pragrafında bulunan (...19.12.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine (...dava tarihinden itibaren yasal faizi ile) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 2.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi