MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalı ile 16.04.2003 tarihli, hizmet hukuk müşavirliği niteliğindeki sözleşme ile davacının, davalının avukatlığını yapmaya başladığını, sözleşme sonunda tarafların 15.04.2004 tarihinden geçerli olma üzere 3 yıllık tekrar sözleşme imzaladıklarını,davalının 07.03.2007 tarihinde sözleşmenin 15.04.2007 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshine karar verdiğini, hak ettiği vekalet ücretlerinin tarafına ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla takip edilip sözleşmenin feshi nedeniyle davalıya devrettiği derdest 85 adet adli ve idari dava dosyasının dava vekalet ücretleri ile 94 adet icra takip dosyasındaki icra vekalet ücretleri için 10.000,00 YTL, daha önce kesinleşmiş ve icra takibine geçilmiş dava vekalet ücretleri ile kesinleşmiş ve icra takibine geçilmemiş dava vekalet ücretleri karşılığı fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 YTL’nin, kendisince sonuçlandırılıp davalı tarafından tahsil edilmiş, toplam 4.600,00 YTL’nin işlemiş ve işleyecek faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğunu, süre bitiminde de sözleme süresinin uzatılmadığını, akdin feshinin söz konusu olmadığını, sözleşmede ayrıca vekalet ücreti ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, talebe konu davalar ile ilgili sürecin tamamlanmadığını, bu suretle vekalet ücreti alacağından da bahsedilemeyeceğini, AOÇ müdürlüğünün avukatlık ücreti tevzii yönetmeliği ve 1389 sayılı Kanuna göre vekalet ücreti tevzi yönetmeliğine göre vekalet ücretinin nasıl dağıtılacağının belirtildiğini, hükmedilen tüm ücretin davacıya ödenmesi talebinin yersiz olduğunu,bildirilen dosyaların yalnız davacı tarafından takip edilmediğini, kurumda görevli diğer avukatlarla birlikte takip edildiğini, davacının talep ettiği vekalet ücretlerinin, sözleşmesi yenilenmediğinden ve sözleşme süresi
2009/4251-12968
içinde de bir talebi olmadığından talebin zamanaşımına uğradığını ve her hangi bir talep hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 24.600,00 YTL avukatlık ücreti alacağının 05.06.2007 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile, 133.187,38 YTL avukatlık ücret alacağının da 11.11.2008 ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile hesaplanmak koşuluyla toplam 157.787,28 YTL avukatlık ücret alacağının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, kesinleşip bedelleri tahsil edilen dosyalar için avukatlar için emanete alınan bedelin tamamının davacıya ait olduğundan bahisle bu bedele hükmedilmiş ise de, davalı savunmasında emanete alınan bedelin dosyaları takip eden avukatlar arasında bölüştürüldüğü belirtildiğine göre, bu konuda emanete alınan bedelin hangi avukatlarca takip edilen vekalet ücreti olup takip edilen avukatlar arasında nasıl dağıtıldığı ve ne kadarının davacıya ait olduğu hususunda mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle emanete alınan bedelin tümünün davacıya ait olduğuna dair yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
3-Mahkemece davacının ancak bitirdiği işlerden dolayı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücret isteyebileceği, bu nedenle sonuçlanan işlerden dolayı asgari ücret tarifesi uyarınca, yarım kalan işlerden dolayı ise emek ve mesaisi ile orantılı olarak hakkaniyet ölçüsünde ücret isteyebileceği gözetilerek bu şekilde hesaplanacak ücretin tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.