MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, arsa sahibi olan davalının inşaat halindeki binasından bir daireyi 5.7.1995 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile kendisine satmayı vaad ettiğini, inşaat tamamlanmadan 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde binanın ağır hasar gördüğünü, sözleşmeye konu taşınmazın tapu kaydının halen davalı adına olmasına rağmen imar uygulaması nedeniyle ifasının imkansız olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik ödenen 20.000 DM’nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmede taşınmazın tapuda ferağının 5.7.1995 gününde verileceğinin kararlaştırıldığı, eldeki davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 9.10.2006 gününde açıldığı gerekçe gösterilerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Zamanaşımı yönünden taşınmaz mal satış vaadi sözleşmelerinden doğan davalar için Borçlar Kanununda özel bir hüküm bulunmadığından aynı kanunun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Eldeki davaya konu olayda davalı davacıya inşaat halindeki A blok 4.kat 13 numaralı dairesini 20 000 DM bedelle satmayı vaad ettiğinin satış bedelini aldığını, davacının tapu kaydına şerh koydurabileceğini, tapuda devrin verileceğini 5.7.1995 tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle vaad etmesine rağmen depremin vuku bulduğu 17.8.1999 tarihi 2009/45-6107
itibariyle dahi inşaatın tamamlanarak davacıya teslim edilmediği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesinde ferağ verilmesi için herhangi bir vade belirtilmediğine göre BK'nun 74 ve 128.maddesi hükümleri uyarınca davacının sözleşmenin düzenlendiği tarih itibarıyla tescil isteyebileceği veya sözleşmeden dönüp aynı tarihten itibaren ödediği parayı isteyebileceği düşünülebilir ise de, az yukarıda açıklandığı gibi davacıya inşaat halindeki bir dairenin satışı vaad edilmiş, deprem tarihi itibariyle dahi inşaat henüz tamamlanarak teslim gerçekleştirilmemiştir. Bir başka anlatımla teslim ve tescil konusunda davacının ümidi hep ayakta tutulmuştur. Hâl böyle olunca Satış Vaadi Sözleşmesinin düzenlendiği 5.7.1995 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin işlediğinden söz edilemez. 30.6.1940 tarih ve 31/47 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği gibi zamanaşımı süresinin başlangıcı, davalının takrir vermekten kaçındığı tarihdir. Sözleşme fesh edilmediğine, davacı oyalanmak suretiyle inşaat tamamlanıp satış vaadi sözleşmesine konu daire teslim edilmediğine ve davacının ümidi hep canlı tutulduğuna göre 10 yıllık zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.