MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının kendisi aleyhinde icra takibi yaptığını, takibe dayanak sentteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tesbiti ile kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, talep edilen kötüniyet tazminatı hariç olmak üzere davayı kabul ettiklerini, kötüniyetli olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tesbitine, % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İ.İ.K'nun 72/5 maddesi uyarınca, menfi tesbit davası açan borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanısıra takibin kötüniyetle yapılması da zorunludur. Bir başka deyişle, takibin kötüniyetle yapıldığının iddia ve ispat edilememesi halinde, sadece takibin haksız olması nedeniyle borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi olanaklı değildir. İcra takibinde bulunan alacaklının da kötüniyetli olup olmadığının somut olaya özgü olarak değerlendirilmesi gerekir. Dava konusu olayda, davalının davacının borçlu olarak görülüp imzaladığı senetlere dayalı olarak takip yaptığı anlaşılmakta olup, davalının kabulü nedeniyle
senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı sabittir. Davacı 2.1.2008 tarihli dilekçe ile mal beyanında bulunduğu gibi senetlerdeki imzanında kendisine ait olmadığını bildirmiş olup, icra müdülüğünce 15.1.2008 tarihinde yapılan işlemden sonra davalı tarafından dosyada başkaca bir işlem yapılmadığı ve davalının 10.9.2008 tarihinde icra müdürlüğüne müracaat ederek hacizlerin kaldırılmasını ve dosyaya gelen para var ise iadesine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Davalı açılan davaya cevap verirken tazminat hariç davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Davalının icra aşamasındaki tutum ve davranışları ile davayı kabullenmiş olması gözetildiğinden davalının kötüniyetli olduğu iddiasının ispat edilemediğinin kabulü gerekir. Mahkemece davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gözetilerek, davacının kötüniyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bu talebin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 437/7 maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci fıkrasının bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden ve yasal şartlar oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy