MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, inşa edecekleri konutlardan 4 adedinin davalı ...'a satışı hususunda davalıyla anlaştıklarını, davalının nakit ve çek verdiğini ve çeklerin birkaç tanesi dışında hepsinin ödendiğini, davalının verdiği çek ve bonoların teminatı olarak kendilerinin de davalıya çek ve bono verdiklerini, davalının boş kısımları doldurarak icra takibine koyduğunu ileri sürerek çek ve bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tesbitini istemişlerdir.
Davalı, sözleşmenin geçersiz olduğunu, inşaatların yapılmamasına rağmen çekleri ödediğini, yapılan protokolle çeklerin iade edilmesinin kararlaştırılmasına rağmen davacıların çekleri iade etmediğini savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davada ise, davalı-karşı davacı ...'ya boş imzalı çekleri verdiğini, 23124963 numaralı çekin 10.7.1998 keşide tarihli ve 1.500.000.000 TL bedelli olarak düzenlenmesi hususunda anlaştıklarını ve bu çekin 19.6.1998 tarihli protokolle iadesinin öngörüldüğü, ancak davalı-karşı davacı ...'un çeki 31.500.000.000 TL olarak tanzim ederek bankaya ibraz ettiğini ileri sürerek bu çekten dolayı borçlu olmadığının tesbiti ile çekin iptalini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada davacılar-karşı davalıların çeklerin bedelini davalı-karşı davacıdan tahsil etmelerine rağmen kendi edimlerini yerine getirmelerinin mümkün olmadığı, bu nedenle çek ve bonodan dolayı davalı-karşı davacıya borçlu oldukları gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada ise, birleşen davaya konu 31.500.000.000 TL bedelli çekte tahrifat yapılmadığının ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğundan bahisle birleşen davanında reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar-karşı davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı-karşı davacı ...'un temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı-karşı davacı karşı davasında, 19.6.1998 tarihli protokol uyarınca 1.500.000.000 TL bedelli olarak kabul edilen çekin anlaşmaya aykırı bir şekilde 31.500.000.000 TL şeklinde doldurulduğunu belirterek borçlu olmadığının tesbitini istemiştir. Taraflar arasında düzenlenen 19.6.1998 tarihli protokol başlıklı belgede toplam 6 adet çekin ...'a iade edileceği belirtilmiş olup, bu çeklerin bir tanesinin de davaya konu 23124963 seri numaralı 10 Temmuz 1998 keşide tarihli 1.500.000.000 TL bedelli çek olduğu açıkça beyan edilmiştir. Davalının suç duyurusu üzerine yapılan ceza yargılamasında 23124963 numaralı çekle tahrifat yapılmadığı belirterek beraat kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Ne var ki, davalı-karşı davacının davadaki iddiası çek üzerinde tahrifat yapıldığına ilişkin olmayıp, çekin anlaşmaya aykırı olarak kendisine iade edilmediği gibi miktarınında 19.6.1998 tarihli protokole aykırı olarak doldurulduğuna ilişkindir. Ceza Mahkemesinde sadece çek üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı incelenmiş ve ancak çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığına ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı kabul edilemez. 19.6.1998 tarihli protokolde 23124963 numaralı çekin davalı-karşı davacıya iadesi öngörülmüş olup, davacı-karşı davalının buna rağmen anılan çeki iade etmeyerek ve anlaşmaya aykırı doldurarak işleme koyması anlaşmaya aykırılık taşımaktadır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte bulunmayan ceza mahkemesi kararı gerekçe yapılarak birleşen davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, 1,60 TL kalan harcın davacı-davalıdan alınmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.