MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dışı şahıstan taşınmaz satın almak amacıyla davalı bankadan tüketici kredisi talebinde bulunduğunu ve kredi talebinin kabul edildiğini, ancak krediye ihtiyacı kalmadığından bankadan bu krediyi çekmediğini ve kredinin kapatılmasını talep ettiğini, ancak davalı bankanın kendisi adına açtığı yeni bir hesaba şeklen bu krediyi yatırarak, kredi kullanılmış gibi bankada bulunan diğer hesaplarından her ay düzenli olarak “tüketici kredisi sözleşmesi taksidi” adı altında kesinti yaptığını ve krediyi kullanmamasına rağmen davalı bankanın faiz işlettiğini ileri sürerek, davalı bankaya 25.362-YTL borçlu olmadığının tespitine, yapılan ödemelerin faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka, davacı adına tahsis edilen kredinin davacı hesabına aktarıldığını, bir ay sonra davacının müracaatta bulunarak kredinin kapatılmasın talep ettiğini, kredinin bir aylık faiz tutarı olan 25.265,28-YTL ödenmeden kredi hesabının kapatılamadığını, davacıya 10 ay vadeli 25.265,28-YTL tutarlı yeni bir kredi tahsis edilerek, önceki kredi hesabının kapatıldığını,bu taksitlerin düzenli olarak davalının hesabından kesildiğini, aradan 7 ay geçtikten sonra bu davanın açıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
2009/5945-12953
Mahkemece, davacı tarafından kredinin kullanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, dava dışı şahıstan taşınmaz satın almak amacıyla 2006 yılı Ağustos ayında davalı bankaya müracaat ettiği, talebinin kabulü üzerine 11.08.2006 tarihinde sözleşmenin imzalandığı ve davacı adına kredi tahsis edildiği, ancak davacının kredi kullanmaktan vazgeçmesi üzerine kredinin kapatıldığı ve akabinde davalı bankanın bu zaman dilimi arasındaki işlemiş faizi davacının hesabından kestiği tarafların ve mahkemenin kabulündedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı tarafından kullandırılan kredi 4077 Sayılı Yasanın kabul ettiği anlamda bağlı kredi niteliğinde olmadığı için, davalı bankanın taşınmaz satılmamasından dolayı bir sorumluluğundan bahsedilemez. Davalı banka sözleşme uyarınca üzerine düşeni yaparak tahsis edilen krediyi davacının hesabına aktarmış olup, hesaba aktarılan para üzerinde kredinin kapatıldığı tarihe kadar da herhangi bir tasarruf imkanından yoksun kalmıştır. Bu süre içinde krediyi davacı hesabında bekleten davalı bankaya, davacının konut alımından vazgeçmesi nedeniyle atfedilebilecek bir kusurda bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davalı bankanın davacıya tahsis ettiği krediye tahsis süresi boyunca faiz işletmesinin sözleşmeye ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine uygun olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 9.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.