MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 1351 parsel sayılı tarlanın ½’sini 03.10.2005 tarihli resmi senetle tapuda davalıya KDV hariç 190.000YTL bedelle sattığını, gecikmeli ve cezalı olarak birtakım hatalı faturalardan sonra 03.10.2005 tarihli faturayı kestiklerini, 05.10.2006 tarihli ihtarname ile fatura aslını davalıya tebliğ ederek satıştan doğan %18 KDV bedeli olan 34.200YTL’yi talep ettiklerini,davalının itirazı üzerine bu bedelin tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının bu kez haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı alırken KDV dahil olarak bedelini ödediğini, davacının bir yıla yakın zaman geçtikten sonra geçmişe dönük olarak fatura kestiğini,davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini dilemiştir.
Mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine,dava değeri olan 34.427,68YTL’nin %40’ı oranında tazminatın davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2'nci fıkrası hükmünce, alacaklı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi 2009/6006-12371
için alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olması yasal koşullardandır.Kural olarak itirazın iptali davasında yasal durum icra takip tarihi itibariyle belirlenir.Davacı alacaklı davalı borçlu aleyhine 09.11.2006 tarihinde taşınmaz satışından doğan KDV alacağının tahsili amacıyla takip başlatmıştır. Takip tarihi itibariyle davacı alacaklının kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekir.Oysa davacı alacaklının kötüniyeti kanıtlanamamıştır.Hal böyle olunca davacı alacaklı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın davacı yararına düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın “hüküm” başlıklı bölümünün ikinci bendinde bulunan “Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile,dava değeri olan 34.427,68YTL’nin %40 oranında tazminatın davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine”söz ve rakamlarının hükümden çıkarılmasına, yerine ikinci bent olarak “Yasal koşulları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına,kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.