MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1993 tarihinde davalı tarafından güç arttırımı yapılarak kurulu gücün 48.41 KW a çıkarıldığını, Yönetmelik gereği kurulu gücü 15 KW üstünde olan müşterilerin reaktif ölçme düzeneği kurma yükümlülüğünün olduğu ve bunun yapılmaması halinde aktif tüketimin %90 katının reaktif enerji olarak hesaplanması gerektiğini 1.12.1995 ile 25.6.2007 tarihleri arasındaki dönem için fatura düzenlendiğini, ancak sayaç değiştirilirken kendilerinin bu konuda uyarılmadığını, üzerinden 12 yıl geçtiğini zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek 35.036,27 YTL den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yapılan uygulamanın doğru olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna, Yönetmeliğe uygun kompanzasyon sistemi kurulması gerektiğine dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı tarafından 1995 yılından itibaren kompanzasyon kurma yükümlülüğünün yerine getirilemediğinden bahisle 2007 yılında bu dönemin faturalandırıldığını, oysa kendisinin bu konuda uyarılmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; dava konusu alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, 10 yılın üzerindeki kısım zamanaşımına uğradığından davacının bu kısımdan sorumluluğu bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece geriye dönük 10 yılı aşan kısımdan davacının sorumluluğunun olmayacağı gözetilerek bilirkişiden bu konuda yeniden rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davalı tarafça faturalandırılan dönemin ne şekilde hesaplandığına ilişkin dosyada bir doküman bulunmamakta olup, bilirkişi tarafından da bu konu ile ilgili bir açıklamada bulunulmamıştır. Davacının kompanzasyon sistemi kurma yükümlülüğü bulunmakta ise de, davalı tarafından bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgili 1995 yılından 2007 yılına kadar hiçbir inceleme veya tespit yapılmamış olduğu davacının temerrüde düşürülmediği gözetilerek davalının bu dönemle ilgili faizden sorumlu tutulmayacağının gözetilmeksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı lehine BOZULMASINA, 30.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy