MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, boçlular ... ... ve ... ... hakkında 13.000 Euro bedelli senede dayalı olarak ... 1.İcra Müdürlüğünün 2005/4861 sayılı dosyasında icra takibi yaptığını ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, senet borçlusu ... ...'in senedin tanzim tarihinde hukuki ehliyeti olmadığı kanatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı, borçlusu ... ..., kefili ... ..., alacaklısı ... olan 13.000 Euro bedelli senede dayalı olarak borçlu ve kefil hakkında, kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapmış, icra hakimliğince senedin kambiyo senedi niteliğinde olmaması nedeniyle takibi iptali üzerine bu defa aynı senede dayanak 2.6.2005 tarihinde ... 1.İcra Müdürlüğünün 2005/4861 sayılı dosyasında genel haciz yolu ile takip yapması üzerine borçlu ... ... senetteki imzanın kendisine ait olmadığı ve borcu olmadığı gerekçesiyle itiraz etmiş, davacı itirazın iptali istemiyle bu davayı açmıştır.
Davalı ... ...'in, yargılama aşamasında vefat etmesi üzerine mirascılar davaya dahil edilmiştir. Mirascılar
2009/7430-12519
senedin tanzim tarihinde murisin fiil ehliyeti olmadığını da savunmuşlardır. Mahkemece, dinlenen tanık ifadelerine göre senedin tanzim tarihi itibarıyle borçlunun 86 yaşında olduğu fiil ehliyetinin olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalılar senedin tehdit ile alındığı ve imzanın murise ait olmadığı yönündeki savunmalarına ilişkin olarak kararı temyiz etmemiştir.
Murisin temyiz kudreti olup olmadığı yönündeki tarafların delilleri toplanıp, tanıklar dinlendikten sonra alınan 7.5.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuda 9.2.2006 tarihinde ölen murisin akli durumu ile ilgili bir belgeye ratlanmadığı takdiri delil olan tanık ifadeleri ile hukuki ehliyet konusunda bir kanaat bildirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar mahkemece tanık ifadelerine dayanarak murisin hukuki ehliyet olmadığı sonucuna varılmışsada, davalı vekil 20.3.2008 tarihli celsede murisin hukuki ehliyetinin olmadığına ilişkin herhangi bir hastane ve resmi kaydının olmadığını, hayatta iken kendisine vasi atanmadığını kabul etmişlerdir. Nitekim işbu dava açılmadan önce muris icra takibinin iptali için ... 3.İcra Mahkemesine açtığı davada kendisine hukuki ehliyeti olmadğı için vasi atanması talebindede bulunmamıştır. Reşit olan bir kişinin hukuki ehliyetinin mevcut olduğunun kabulü esas olup mahkemece, çelişkili ve yetersiz tanık ifadelerine dayanarak murisin hukuki ehliyetinin olmadığı sonucuna varılması doğru değildir. Mahkemece işin esası incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.