MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, avukat olduğunu, davalının vekili olarak iki ayrı dava dosyasını 5 yıl süre ile takip ettiğini, daha sonra tarafların anlaştıklarını ve karşı tarafın her iki dava dosyasını da takipsiz bıraktığını, gönderilen ihtarnameye rağmen borcunu ödemediğini, girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40’tan az olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 10.400 YTL üzerinden itirazın iptaline, davacının fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi üzerine alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
2009/7761-14868
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın davacı yararına düzeltilerek onanması usulün 436/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davalı tarafın tüm,davacı tarafın ikinci bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın “hüküm” başlıklı bölümünün (2) nolu bendindeki (icra tazminatına yer olmadığına)sözlerinin hükümden çıkarılmasına yerine (asıl alacağın %40 ı olan 260.00 YTL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 421.00 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 140.50 TL temyiz harcının davacıya iadesine, 15.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.