MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 28.04.2006 tarihli vekaletname ile davalıyı taşınmaz satmak için vekil tayin ettiğini, davalının 08.05.2006 tarihinde taşınmazı 80.000 YTL'ye satarak bedelini aldığını, 53.000YTL ödediğini, ancak, ihtara rağmen bakiye 27.000YTL'yi ödemediğini ileri sürerek, 27.000 YTL.nin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, taşınmazı 40.000 YTL bedelle sattığını, bedelini davacının talebi doğrultusunda borsada değerlendirerek 53.000YTL değerinde hisse senedi verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin 80.000YTL olduğu, davalının 53.000YTL'yi davacıya ödediği, bakiye 27.000YTL'yi ödemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, 20.000YTL.nin temerrüt tarihi olan 09.07.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince
2009/782-6981
de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, hüküm kurulurken davanın kısmen kabul kısmen reddine, 20.000YTL.nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, gerekçe kısmında ise davalının satış bedelinin 27.000YTL.sini ödemediği, davacının 27.000YTL bedeli istemekte haklı olduğu belirtildikten sonra kısa karar yazılırken 27.000YTL yazılması gerekirken zuhulen 20.000YTL yazıldığının sonradan fark edilerek kısa karara uygun şekilde hüküm yazıldığına değinilmiştir. Bu durum mahkeme gerekçesinde açıkça yazılmış olduğundan az yukarda açıklanan, kararla gerekçenin birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.