(2004 S. K. m. 67) (1136 S. K. m. 164) (4721 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 284)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı avukat olduğunu, davalının vekili olarak davalının taraf olduğu davaları ve icra takiplerini takip ettiğini, ancak davalının kendisini 30.7.2008 gününde haksız olarak azlettiğini, davalının ödemesi gereken vekalet ücreti ile karşı yan aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin tahsili için davalı aleyhine icra takibi yaptığını ancak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının müvekkili olan davalıdan isteyebileceği ücretin 6.675,00.-TL olduğu, karşı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin vekile değil, davalı asıla ilişkin olduğu, vekil olan davacı ile davalı müvekkil arasında bu vekalet ücretlerinin de davacıya ilişkin olacağı biçiminde bir sözleşmenin bulunmadığı, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle itirazın 6675.-TL üzerinden iptaline, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının, davalı aleyhine başlattığı icra takibinde, takip ettiği dava ve icra takiplerinden dolayı davalının ödemesi gereken vekalet ücreti ile, haksız olarak azledilmesi sebebiyle karşı taraftan alınması gereken vekalet ücretinin tahsilini talep ettiği, anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı ile davalı müvekkil arasında karşı taraf aleyhine hükmedilecek olan vekalet ücretlerinin davacı avukata ilişkin olacağına dair bir sözleşmenin bulunmadığı gerekçesiyle bu kalem istem reddedilmiştir. Avukatlık Yasasının 164/son maddesinde, dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti avukata aittir hükmü bulunmakta olup, bu madde hükmü uyarınca aksine bir sözleşme yok ise karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ilişkin olduğunun kabulü zorunludur.
Avukatlık Yasasının 164/son maddesinde açıklanan ve avukata ilişkin olacağı kabul edilen ücret alacağı yargılama ve icra gideri niteliğinde olduğundan ancak dava ve takip sonuçlandığında miktarı belirli olur ve bundan sonra müvekkil tarafından hasımdan tahsili mümkün hale gelir. Müvekkilin vekiline ödeme borcuda hasım tarafından tahsil edilmeden doğmaz. Sair bir anlatımla hasım taraftan henüz vekalet ücreti alacağını tahsil etmemiş veya edememiş olan müvekkilden avukat bu alacağını isteyemez. Tahsil edilmiş olmasını beklemek durumundadır. Kural böyle olmakla birlikte hakim bu kurala sıkı sıkıya bağlı kalmamalı, Avukatlık Kanununun 164/son maddesine işlerlik kazandıracak biçimde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapmalı, özellikle MK. nun 2. maddesinde ifadesini bulan hakkın kötüye kullanılmasına ve dürüstlük kurallarının ihlaline izin vermemeli, gerektiğinde müvekkilin dava veya takip sonucunda belirlenen bu ücret alacağını tahsil etmiş kabul etmeli, aksi durumda bu nitelikteki ücret alacağına ait istemi henüz muaccel olmadığından reddetmelidir. Bu itibarla mahkemece, davacının haksız azledildiği kabul edilmiş olup, bu husus davalı tarafça da kararın temyiz edilmeyerek benimsenmiş olması nedeniyle, karşı taraf aleyhine hükmedilecek olan vekalet ücretinin davacıya ilişkin olduğu kabul edilerek, az yukarda açıklanan ilke ve açıklamalar ışığında, gerekirse bilirkişiden de ek rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- İİK. nun 67/2. maddesi uyarınca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacığını mahkemede dava ederek haklı çıkması kanuni koşul olup, borçlunun kötüniyetli olması ise kanuni koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde icra takibine itiraz ederek işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bundan başka alacağın likit ve belirli olması gerekir. Alacağın gerçek miktarı sabit, belirli veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için tüm unsurlar bilinmekte yada bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayını mümkün ise, bir başka ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesit edebilir halde ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan bu kanuni kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu istemin reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde iadesine, 26.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy