... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 24.7.2008 tarih ve 180-262 sayılı hükmün Dairenin 21.4.2009 tarih ve 14575-5481 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, 414 nolu arsayı davalının aracılığı ile satın aldığını, taşınmaz üzerine birlikte inşaat yapmak üzere anlaştıklarını, arsa üzerinden davalıya hisse devri yapıp üste de para verdiğini, inşaat bedeli ve hisse bedeli dahil ortaklığa 218.400 USD koyduğunu, ancak inşaatın kaçak ve ruhsatsız oluğunun ortaya çıktığını, davalının ihtara rağmen inşaatı durdurup inşaattan bakiye bedeli iade etmediğini ileri sürerek, fazlasını saklı tutarak 155.963 USD nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, fazladan alınmış para olmadığını, ruhsat alınmasından sonra inşaata devam edileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, son bozmaya uyularak verilen kararda adi ortaklığa ait taşınmazın açık artırım yoluyla satışı suretiyle Tasfiyesine,Enkazın yıkım bedelinden kalan miktarın taraflara hisseleri oranında bölüştürülmesine, Tasfiye memurunun atanmasına, davacının ortaklık katılım payı olan 155 963 USD nin 1.6.2001 tarihinden yasal faizi ile ortaklık mamelekinden ödenerek geriye kalan olursa hisseleri oranında bölüştürülmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş; karar Dairemizin 26.2.2007 gün, 2006/14681 esas,, 2007/ 2602 karar sayılı ilamı ile onanmış, davalı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davacı ile davalı arasında inşaat yapımına ilişkin adi ortaklık kurulduğu, 6.12.1998 tarihli yazılı belge ile yapımı sürdürülen bina inşaatı için davacının davalıya 218.400 USD ödediği, inşaatın ruhsatsız olduğu ve inşaat izni alınmasının mümkün olmadığı, adi ortaklığın 3. şahıslara borcunun ve alacağının olmadığı sabittir. Hükmüne uyulan Dairemiz bozmasında Mahkemece karar tarihine en yakın tarihteki
2009/8600-12685
binanın değeri ve yıkım masrafı ile enkaz bedelinin belirlenmesi suretiyle, kalan net miktar yönünden tasfiye memuru atanması ve paylarına göre tasfiyenin yapılması gerektiğine ve davacının fazlaya dair hakkını saklı tutarak talepte bulunmamış olması sebebi ile 155 963 USD nin de aşılamayacağına değinilmiştir. Dosya içerisindeki 21.12.1999 tarihli taraflar imzalı paylaşım belgesinde de paylaşımın yarı yarıya yapıldığı, yani ortaklığın %50-%50 olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece keşif tarihindeki bina değerinin ve yıkım bedelinin belirlendiği, enkaz bedelinin olmayacağına ilişkin bilirkişi raporunun irdelenmediği görülmüştür. Davacının da kabulünde olduğu gibi davalıya yapılan tapudaki kısmi hisse devri davacının ortaklığa koyduğu sabit olan 218 400 USD nin içindedir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamımızda açıklandığı üzere ve BK 538 ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiyenin bizzat mahkemece yapılması gerekirken, usulüne uygun tasfiye yapılmaksızın ve davacının ne kadar talepte bulunabileceği dahi belirlenmeksizin talebinin tümüyle kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Az yukarıda açıklanan hususlar nedeniyle tasfiye sonunda tarafların alacak ve borçları tam olarak belirlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi nedeniyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olduğundan HUMK 440 ve devamı maddeleri uyarınca davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemiz onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile, Dairemiz onama ilamının kaldırılarak kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 32.30 TL red harcının alınmasına, 5.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy