MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların kendisine ait simit fırınında çalışırken şehir dışında olduğu sırada, işyerindeki eşyalarını alıp götürdüklerini ve kilidinin de değiştirildiğini ileri sürerek içindeki eşyaların bedelinden şimdilik 5000 YTL.nin müteselsilen ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, 3 yıl öncesinde davacıya 4.000 YTL. ödeyerek işyerini birlikte çalıştırmaya başladıklarını , ortaklığa konu işyerinin tüm borçlarının ödenmesi için dava konusu malzemelerin satıldığını ve işyerinin kapatıldığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, eşyaların bedeli 4.825 YTL.nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yargılama aşamasında işyerinin kendisi adına kayıtlı olduğunu ancak davalılarla kazanç ortağı olduklarını açıklamış yine, davalılar hakkında ihkak-ı haktan görülen asliye ceza mahkemesinde mahkeme önündeki ifadesinde de, işlettiği fırına davalıların kâr ortağı olduklarını, bilahare işletmeyi davalılara bırakarak, kazancı ile borçların ödenmesinin kararlaştırıldığını ileri sürmüştür. Bu hali ile davacı ve davalıların açıklamasından taraflar arasında fırın işletmesine ilişkin bir ortaklık kurulduğu ve bu ortaklığın fiilen son bulduğu anlaşılmaktadır. Davacı iddiası ve davalıların savunması yönünden tüm delilleri celbedilerek B.K.nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri gözetilmeli ve ortaklık son bulduğuna göre, tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir.
Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Tasfiyenin BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında, öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalı taraftan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.