(1086 S. K. m. 73)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalılardan A.'nın oğlu, diğer davalı Z.'nın ise gelini olduğunu, davalı A.'nın kendisine ait maaş kartını alarak 75 ay boyunca 41.250 TL olarak maaşını çektiğini, Ankara'da ve Isparta'da bulunan evlerinin kirasını aldıklarım, davalılara ev yaptıkları sırada 37.000 TL borç olarak verdiğini, vergi iadesini davalının aldığını belirterek toplam 111.430.00 TL.nın davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, davacının diğer çocukları tarafından yönlendirildiğini, bankamatik kullanarak davacının maaşının çekemedikleri gibi, davacıdan borç almadıklarını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacı tanığı A.'ın davalıyla husumetinin bulunduğu, diğer davacı tanığı Nuri'nin ise çelişkili ifade verdiği, davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı eldeki davada diğer iddialarla birlikte davalı A.'ya ev yapımı sırasında 37.000.00 TL borç verdiğini de ileri sürmüş, davalı ise bu iddiaya karşı koymuştur. Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi gözetildiğinde olayda tanık dinlenmesi olanaklı olup, esasen bu husus mahkemece de değerlendirilerek tanıklar dinlenmiştir. Öte yandan tanıkların doğru söylediğinin kabulü asıl olup, tanığın doğru söyleyemediği ispatlanmadıkça itibar edilmesi gerekir. Dava konusu olayda dinlenen davacı tanığı N.B. davacının ev yapan davalıya maddi yardımda bulunduğunu, bunu davalının da söylediğini belirtmiş, tanık A.A.D. ise davalının ev yaptığı sırada davacının toplam 37.000 TL verdiğini bildirmiştir. Tanık A.A.D. ile davalı kardeşi arasında husumet bulunduğuna dair dosyada bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Tanıklar A.A.D. ve N.B.'in birbirlerini doğrulayan anlatımları karşısında davalı A.'nın kendisine ev yaptığı sırada davacıdan 37.000,00 TL ödünç aldığı ve bunu iade etmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece 37.000.00 TL.nin davalı A.'dan tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek bu kalem isteği de reddetmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Davaya konu iddialardan birisi de, davalıların Ankara'da bulunan evin kirasını aldıkları halde kendisine verilmediği iddiasıdır. Dosyada bulunan belgelerden Ankara'da bulunan ev üzerinde 23.3.2000 tarihinde davacı ve eşi adına intifa hakkı tesis edildiği, davalıların ise bu evi 15.1.2006 tarihinde aylık 250.00 TL.na bir yıl için dava dışı şahsa kiraya verdikleri anlaşılmaktadır. Davaya konu bu ev üzerinde davacının intifa hakkının sona erdiğide savunulmamıştır. Hal böyle olunca davalıların bu evin bir yıllık kira bedeli olan 3.000.00 TL.den davacıya karşı sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Mahkemece bu yön gözetilerek Ankara'da bulunan ve intifa hakkı davacıya ait olan evden dolayı 3.000.00 TL.nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy