(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı idareden 26.5.2008 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi ile Kocaeli Gölcük ilçesinde yapılan K1 tipi konutlardan 5.Blok, 5 numaralı daireyi satın aldığını, sözleşmenin Gayrimenkulün Teslimi ve Kullanılması başlıklı 3. maddesinde, dairenin teslim süresinin 18 ay olarak kararlaştırıldığını, buna göre dairenin 21.2.2009 tarihinde teslim edilmesi gerektiği halde dava tarihi itibarı ile teslim edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00-TL kira tazminatı alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen 2010/899 Sayılı dava dosyasında ise; ilk dava tarihi (26.5.2009) ile teslim tarihi (20.7.2010) arasında oluşan 5.077,00-TL kira tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 5.077,00-TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, hükmedilen miktarın 1.109,00-TL sine dava tarihinden, bakiye miktarına birleşen dava tarihi olan 18.8.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Davacı, asıl davada, konutun teslim edilmesi gereken 21.2.2009 günü ile dava tarihi arasındaki süre için, birleşen dosyada ise, ilk dava tarihi (26.5.2009) ile teslim tarihi (20.7.2010) arasındaki süre için kira tazminatı talebinde bulunmuş; bilirkişi raporunda, asıl davada 1.109,00-TL birleşen dosyada ise, 5.077-TL alacağın bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bu bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Ancak, sadece birleşen dava yönünden 5.077,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, asıl dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Esasen bu durum mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, bu yanlışlığın gerekçenin yazım aşamasında düzeltilmesi mümkün değildir. Öyle olunca, mahkemece, asıl dava hakkında bir hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2) Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde davalıya iadesine, 23.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy