MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin 359 parsel numaralı taşınmaz üzerine inşaa edeceği binalara kendisinin kar ortağı olması hususunda 5.4.2006 tarihli sözleşme imzaladıklarını, davalıya inşaatların yapımında kullanması içinsözleşme ile kararlaştırılan 250.012 sterlini ödediğini, davalının yaptığı inşaattaki daireleri başkalarına satıp paralarını almasına rağmen kendisine 50.000 sterlin dışında ödeme yapmadığını, kar payı ile ilgili haklarını saklı tuttuğunu ileri sürerek 200.012 sterlin karşılığı 469.828,18 Tl.nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, taşınmaza ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, davacıya para iadesinin tapuların devirlerine endekslendiğini, sözleşmede paranın hangi tarihte ve nasıl ödeneceğinin kararlaştırıldığını, iade şartlarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede davacının parayı en erken 4.5.2009 tarihinde isteyebileceğinin kararlaştırıldığı, davacının sözleşmeden dönerek verdiği parayı istediğine dair davalıya bildirimde bulunmadığı, paranın iadesi istenmeden alacağın muaccel olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2010/2525-14466
Davacının 5.4.2006 tarihli ortaklık sözleşmesi kapsamında davalı şirkete 250.012 sterlin verdiği ve bu suretle davacının kar ortağı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1/son maddesinde "katılan ortak taahhüt ettiği tüm bedeli ödedikten sonra sözleşmeden vazgeçemez. Vazgeçmeyi istemesi halinde ödediği tüm bedeli en erken (faizsiz ve kar paysız olarak) 5.4.2009 tarihinde geri alabilir" hükmü mevcuttur. Davacının taahhüt ettiği tüm bedeli ödediği sabit olup, davadaki talebide ortaklık sözleşmesi kapsamında ödediği bedelin tahsiline ilişkin olduğuna göre davacının 5.4.2009 tarihinde muaccel hale gelen bedeli isteme hakkı bulunmaktadır. Öte yandan muaccel hale gelen bu bedelin istenebilmesi için ihtarnameye de gerek bulunmamaktadır. Dava konusu olayda ihtarnamenin varlığı sadece faizin başlangıç tarihi açısından önemli olup, davacının dava tarihinden önceki döneme ait faiz talebide bulunmamaktadır. Kaldı ki, dava açılmış olması da başlı başına davalıyı temerrüde düşüren bir olgudur. Hal böyle olunca davacının ortaklık sözleşmesi kapsamında ödediği katılım bedelini isteyebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.