MAHKEMESİ: ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalıya tıbbi malzeme sattıklarını, fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takipten sonra 11.2.2008 tarihinde 19.656 YTL, 10.9.2008 tarihinde de 24.664 YTL olmak üzere toplam 44.320 YTL ödeme yapıldığını ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, (ödenen 44.320,20 YTL’lik kısım düşüldükten sonra bakiye alacak ve tüm ferileri için) %40’dan az olmamak üzere inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi fatura bedellerinin “ödenek” durumuna göre ödendiğini, davacının faiz ve diğer ferilere ilişkin istemlerinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 44.183,70 YTL asıl alacak üzerinden iptaline, işlemiş faize ve fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiz uygulanmasına, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz sırasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına, 17.673 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, tıbbi malzeme satışına ilişkin fatura bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davalarda alacak miktarının, takip veya dava tarihindeki koşullardan hangisine göre belirlenmesi gerektiği, özellikle, vekalet ücreti ve hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan icra inkar tazminatının ödenmesinin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi miktar üzerinden ödenmesi gerektiği konusunda etkili olacağından, önem arzetmektedir. İtirazın iptali davasında, alacağın varlığının dava tarihi gözetilerek belirlenmesi ve alacaklının dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, dava ekonomisi ve yararlar dengesine daha uygun düşeceğini kabul etmek gerekir. Bu kabule göre, dava açılmadan önce borcun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığından, bu miktar üzerinden inkar tazminatına da hükmedilemeyecektir. Nitekim itirazın iptali davası açılmasındaki amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamak olup, takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç, alacağın ödenmesiyle zaten gerçekleştirilmiş olacağından, bu durumda bir dava açılmasında da hukuki yarar kalmayacaktır. (Bkz. Aynı yönde HGK. E. 2007/19-159 K.2007/220; HGK.E. 2005/19 K.2005/270 sayılı kararları)
Bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya bakılacak olursa; davacı tarafından 45.835,20 YTL asıl alacak, 15.830,64 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.665,84 YTL alacağın tahsili için 7.2.2008 tarihinde başlatılan takip üzerine, davalının, asıl alacağın, 24.846 YTL’lik kısmını kabul ederek, bakiye asıl alacak miktarına ve işlemiş faizin de tamamına itiraz ettiği, başlatılan takipten sonra 11.2.2008 tarihinde 19.656 YTL, 10.9.2008 tarihinde de 24.664 YTL olmak üzere toplam 44.320 YTL ödemenin yapıldığı, 12.9.2008 tarihinde, harcı yatırılmak suretiyle “itirazın iptali” istemiyle eldeki davanın açıldığı, 22.1.2009 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle davacının 44.183,70 YTL alacaklı olduğunun ve daha önce temerrüt söz konusu olmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmakta olup, mahkemece, 22.1.2009 tarihli bilirkişi raporu gereğince, takip tarihi itibariyle belirlenen asıl alacak miktarı olan 44.183,70 YTL üzerinden takibe vaki itirazın iptaline, inkar tazminatının
ödetilmesine, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise infaz sırasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Oysa ki az yukarda açıklanan nedenlerle, icra takibinden sonra ancak iş bu itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından yapılan ödemeler dikkate alınarak hüküm kurulması gerekli olup, mahkemece, takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce ödenmiş olan alacak miktarı üzerinden vekalet ücreti ve inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gözardı edilerek, takip tarihi itibariyle alacak miktarının belirlenmesi ve bu miktara göre vekalet ücreti ve inkar tazminatına hükmedilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, başlatılan icra takibine kısmi itiraz söz konusu olduğu halde ve dava dilekçesinde de, ödenen miktarların mahsubundan sonra kalan bakiye alacak miktarı üzerinden inkar tazminatının tahsili talep edildiği halde, talep aşılarak, itiraza konu olmayan alacak miktarını da kapsayacak şekilde, 44.183,70 YTL’lik asıl alacak üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması ve yine bu miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücreti ve inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 6.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.