MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak, menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı(karşı davacı) avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 07.09.2005 tarihinde kendisine ait ...plakalı aracın 13.000 YTL'ye davalıya satılması hususunda anlaşmaya vardıklarını ve aynı tarihte aracın zilyetliğinin teslim edildiğini,daha sonra aracın resmi devrinin de yapıldığını, aracın satım bedeline muhsuben 3.000.00 YTL peşinat alındığını ve bakiye semen olan 10.000 YTL için davalı tarafından,06.09.2005 tanzim 01.10.2006 vade ve yine 06.09.2005 tanzim ve 15.10.2006 vadeli 5.000'er YTL bedelli iki adet alacaklısının ( lehdarının ) kendisi, borçlusu ... olan iki adet bonoyu cirolayıp borcuna karşılık verdiğini, senetlerin ilkinin vadesi geldiğinde borçlu ...'in borcun ancak 1.980.00 TL sini ödeyebildiğini, davalının kendi borçlusu olan ...'den aynı borç için yeni bir vade tanzimi ve vade farkı ilavesi ile iki adet 10.07.2007 ve 15.03.2007 vadeli 6.000.00'er YTL vadeli bonaları alarak verdiğini, ancak imzalanan bonolar illeten mücerret olduğu için sanki ikinci bir borç varmış gibi bir durum ortaya çıkmasın diye senede karşılık senet ( önceki senetteki borca karşılık senet ) verildiği hususun da yazılı olarak belgelendiğini, asıl senetlerin kendisinde kaldığını, senetlerin vadesi geldiğinde ... tarafından ödenmediğini ve ... İcra Müdürlüğünün 2007/443 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ancak takibin semeresiz kaldığını,bunun üzerine sattığı arabanın parasını 2010/2677-16971
Alamadığından asıl borçlu olan davalıya başvurduğunu, parayı ödemesini aksi takdirde kendisine ait senedi icraya vereceğini bildirdiğini ve... İcra Müdürlüğünün 2007/1192 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun... İcra Müdürlüğüne başvurarak 2007/36 esas sayılı dosyada söz konusu takibe mesnet senetlerde lehdar-ciranta olduğunu, senetlerle ilgili hamilin ödememe protestosu keşide etmemiş bulunduğundan dolayı kendisini takip edemeyeceğini ileri sürerek itiraz ettiğini ayrıca hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve ... Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/369 Esas sayılı dosyasında yargılandığını ve yargılamanın devam ettiğini, bu nedenlerle 8.020 YTL alacağın 07.09.2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiş,açtığı karşı davası ile de, davacıya 10.000 YTL'lik borçlusu ...'in bono senetlerini ciro ettiğini,davacının kendisinin alacaklı olduğu ... ile kendisinin 10.000 YTL lik alacağı senetlere karşı 1.980 YTL sini peşin geriye kalan borca karşılıkta 6.000 YTL lik iki adet bono imzalatarak aldığını, 10.000 YTL 'ye 3.980 YTL lik faiz fark alarak anlaştıklarını kendisinin devreden çıktığını, 23.01.2006 tarihinde buna ilişkin belgeyi imzalayıp verdiğini, davacının kendisine vermiş olduğu belge nedeni ile borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece,asıl davanın kısmen kabulüne,kaşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava,davacının satış sözleşmesi nedeniyle davalıdan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı, borcuna karşılık dava dışı şahıstan olan alacağı dolayısıyla verilen senetlerin ciro ile davacıya verildiğini, dava dışı şahsın kısmi ödeme sonrası yeniden alınan senetler ile borcun dava dışı şahsa naklinin davacının verdiği yazı ile kabul edildiğini savunmuş, karşı davası ile de,borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, senetler ile 23.1.2006 tarihli yazının, davacı ile üçüncü kişi ... arasında tüm unsurlarıyla borcun yüklenilmesi sözleşmesi olduğunu ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle borcun naklini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 174/1.maddesinde,” Evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olması ve borçtan beraeti borcun naklı müteahhidi ile alacaklı arasında yapılacak akit ile vukubulur.” denilmekle ve maddenin son fıkrası ise” Alacaklının rızası ya sarih olur veya halin icabından anlaşılır. Alacaklı ihtirazi kayıt dermeyan etmeksizin borcun nakli müteahhidinin tediyesini 2010/2677-16971
Kabul eder veya bunun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer her hangi bir muameleye razı olursa borcun naklini kabul etmiş addolunur.” hükmünü içermektedir. Somut olay bakımından, kalan bakiye alacak yönünden borçlusu dava dışı şahıs olan iki adet senedin ciro ile davacı tarafından kabul edildiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacının, dava dışı şahıstan kısmi ödemeyi kabul ettiği, dolayısıyla kısmi ödemenin de davacıya bizzat yapıldığı, borcun bu yönüyle “ üçüncü şahıs tarafından “ kabul edildiği anlamına geldiği konusunda da şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca bu kısmi ödemeden sonra 6.000.00 er TL’lik iki adet senedin davacı tarafından alındığı ve 23.1.2006 tarihli belge ile de teyit edildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sözkonusu borcun üçüncü şahıs tarafından kabul edildiği ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kabulüne karar verilmiş olması bozma nedenidir.
2-Davalı karşı davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; yukarıdaki birinci bentte açıklanan gerekçeye göre,karşı davacının borçlu olmadığının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle reddine karar verilmiş olması bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulmasına peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.