MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından 25.9.1995 vade tarihli 2.100.000.000 TL (2.100 ytl) senet ile aleyhine 2.7.1999 tarihinde ilamsız takip yapıldığını, tebligatın muhtarlığa yapıldığı için haberi olmadığını ve itiraz edemediğini, kendisinin yurtdışında olduğunu, 1995 yılında avukat gerekince akrabası olan davalının önerisi üzerine bir avukatla anlaştığını, avukatlık ücreti olarak 100.000.000. TL (100 ytl) belirlendiğini, bu sebeple takip konusu senedin yarım doldurulup vekalet ücreti olarak verdiğini, bilahare avukata borcunu ödeyince davalı akrabasında olan senedi, ona güvendiği için geri istemediğini, ancak davalının senedin rakam kısmının baş tarafına 2 rakamını ekleyerek takibe koyduğunu, nitekim 2 rakamının daha koyu olduğunu, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını belirterek takip konusu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, bu istekleri kabul edilmediği taktirde senedin 100,00 YTL’lik bölümü ve işlemiş faizin takriben 250,00 YTL’lik kısmı için geçerli sayılmasına, fazlası için icra takibinin iptaline, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının yurtdışında olması nedeniyle işlerini takip ettiğini, aralarında devamlı surette alacak borç ilişkisinin mevcut olduğunu, takibe konu senedin de davalının borcuna karşılık verildiğini, borçlu imzası hariç diğer hususların kendisi tarafından doldurulduğunu, miktar kısmının baş tarafındaki 2 rakamının sonradan eklenmediğini, ilk rakam 2010/3938-13141olması nedeniyle kalem ile 2 defa tekrarlandığını, nitekim yazı ile yazılan kısmın net ve okunaklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı tarafından 25.9.1995 vade ve 2.100.000.000.TL bedelli senet ile aleyhine takip yapıldığını, senedin miktar bölümümdeki 2 rakamının sonradan davalı tarafından eklendiğini, halbuki bu senedin 100.000.000.TL olarak doldurularak avukata verilmek üzere davalıya teslim ettiğini ve ona olan güveni nedeniyle geri almadığını belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davaya konu senet bulunmadığından üzerinde inceleme yaptırılamamış, ancak ceza yargılaması sırasında aldırılan bilirkişi raporları nazara alınarak davanın asıl alacak miktarı yönünden ispatlanamadığı, ancak faize yönelik itiraz da bulunması nedeniyle faiz yönünden talebin kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı hakkında ceza yargılaması yapılmış, zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında 9.12.2000 tarihli bilirkişi raporu ile senet üzerinde yapılan incelemede “2” rakamında yapılan tahrifatın çıplak gözle ayırt edilebildiği, bu yönüyle iğfal kabiliyetinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre “2” rakamının miktar hanesine sonradan eklendiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca, ispat yükü davalı tarafta olup, 100.000.000.TL’nin (100 YTL) üzerindeki kısım için alacaklı olduğunu davalı ispat etmelidir. Bu itibarla davalıya savunması doğrultusunda varsa delillerini bildirmek üzere süre verildikten sonra, bildirilen deliller toplanıp değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.