MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalılar ... ve ... geldi diğer davalılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 29.12.2003 tarihli vekaletname ile davalıların vekili sıfatıyla, ... 1.İdare Mahkemesinin 2003/1999 esas sayılı dosyası üzerinden, BBDK ve Sermaye Piyasası Kurulu aleyhine tam yargı davası açtığını, mahkemece belirlenecek tazminat miktarının %20’sinin, vekalet ücreti olarak kendisine ödenmesi konusunda davalılar ile sözlü anlaşmaya vardıklarını, davanın 12.12.2006 tarihinde davalılar lehine sonuçlanıp, halen temyiz aşamasında ve derdest olduğunu, ilamlı alacağın tahsili için de takip başlattığını, ne var ki kendisinin bilgisi ve rızası olmadan, davalıların TMSF’ye başvuruda bulunarak alacaklarını haricen tahsil ettiklerini, 11.7.2008 tarihli ihtarla, bu durumda muaccel olan vekalet ücreti alacağını talep etmişse de davalılar tarafından 22.7.2008 tarihinde azledildiğini, 34.222 YTL dışındaki vekalet ücreti alacağının da ödenmediğini ileri sürerek, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse yargılama giderlerinden olan karşı taraf vekalet ücreti alacakları nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000 YTL’nin temerrüt tarihi olan 22.7.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2010/480-12673
Davalılar, davacı ile mahkemece karar bağlanacak tutarın, %3’nün vekalet ücreti olarak ödenmesi konusunda anlaştıklarını, ne var ki ... 1. İdare Mahkemesince verilen ilama dayanarak, kendilerine sormadan takip başlatan ve muaccel olmadığı halde vekalet ücretini isteyen davacıyı haklı olarak azlettiklerini, 34.222 YTL vekalet ücretini davacının banka hesabına yatırdıklarını, yapılan yasal düzenleme gereğince, ... 1. İdare Mahkemesinde açılan davada da, “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğunu, davacının herhangi bir alacağı kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek rapor gereğince, davanın kısmen kabulüne, 96.788,58 TL vekalet ücretinin temerrüt tarihi olan 22.7.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı avukatın, davalıların vekili olarak ... 1.İdare Mahkemesinin 2003/1999 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu davada, 12.12.2006 tarihli kararla 684.426 YTL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, kararın temyiz aşamasında iken, yapılan yasal düzenleme gereğince, davalıların dava konusu alacağını 15.1.2008 tarihinde dava dışı TMSF’den bizzat tahsil ettiği, tahsilatın haricen yapıldığını öğrenen davacının, vekalet ücretini talep etmesi üzerine de, davalılarca 34.222 YTL ücret ödenmek suretiyle, 22.7.20008 tarihi itibariyle davacı avukatın azledildiği, eldeki davanın bakiye vekalet ücretinin tahsili istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. 16.12.2003 tarih ve 2003/6668 Sayılı Bankalar Kanununun 14.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, “Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan T.İmar Bankası A.Ş nezdinde bulunan Tasarruf, Ticari Kuruluşlar ve Diğer Kuruluşlar Mevduatının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Ödenmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı”nın 3.maddesinin a bendinin 2.fıkrasında, ".... hak sahiplerine, ekte yer alan ibraname ve taahhütname alınmak kaydıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ödeme yapılacağı..." hükmüne yer verilmiş olup, hak sahiplerine ödeme yapılması fırsatını doğuran bu hükümden yararlanmanın ön koşulu, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ibraname ve taahhütname imzalanmasıdır. Dava konusu olayda da davalılar, yasal düzenlemenin sağladığı bu olanaktan yararlanarak, daha önce davacının kendilerine vekaleten açmış olduğu davanın konusunu oluşturan alacaklarını, 15.1.2008 tarihinde dava dışı TMSF’den haricen tahsil etmişlerdir. Davalıların, alacaklarına bir an önce kavuşmaları açısından, dava yoluna göre daha avantajlı olanaklar sunan bu yasal düzenlemenin gerektirdiği şekilde
2010/480-12673
davranmalarının, kendi aleyhlerine sonuç doğurması kabul edilemez. Dava konusu alacağın, yasa gereğince hasım taraftan haricen tahsil edilmiş olması nedeniyle, davalıların, vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulmaları mümkün değilse de, davacı avukatın, vekaletin başladığı tarihten, azil tarihine kadar, davalılara sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf ettiği emek ve mesaiye karşılık, hak ve nesafete uygun bir avukatlık ücretini talep edebileceği de kabul edilmelidir. O halde mahkemece, davacı avukatın, davalıların vekili sıfatıyla, azil tarihe kadar sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi değerlendirilerek, 34.222 YTL vekalet ücretinin ödenmiş olması da göz önünde bulundurulmak suretiyle, davacının hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücreti tespit edilip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücretinden davalının tümüyle sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulmasına, 2. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya, peşin alınan 1.031.00 TL. temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 5.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.