MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davacı ...'ın sahibi olduğu, davacı ...'inde sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda, davalıların aracının hasar gördüğü ve murislerinin vefat ettiğini, davalılarca açılan tazminat davalarının sonuçlandığını, bunun üzerine davalılarla anlaşarak tazminat bedellerinin ödendiğini ve davalıların kendilerini ibra ettiklerini, buna rağmen davalıların haklarında icra takibine başladıklarını ileri sürerek borçlu bulunmadıklarının tespitini istemiştir.
Davalılar,davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalıların kendilerini ibra ettikleri halde haklarında icra takibi başlattıklarından bahisle borçlu bulunmadıklarının tespiti istemi ile eldeki davayı açmış, davalılar davanın reddini dilemiş, Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin ibra olmayıp, taraflar arasında düzenlenen protokol niteliğinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği gibi "İbra", alacağın tasfiyesini içeren tasarrufi bir sözleşmedir. Konuyla ilgili doğrudan amir bir hüküm yoktur. İsviçre Borçlar Kanununun 115.maddesindeki ibra hükmü Borçlar Kanunumuza alınmamıştır. Bu nedenle Borçlar Kanunu H.U.M.K.na göre ibranın şeklini tayin etmek gerekmektedir. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada ibranamenin varlığı, bir borcun tam yada kısmen ifa edilmeden 2010/5342-13830
Sona ermesini sağlayan özel bir sukut nedeni olarak kabul edilmektedir. (Fevzi Necmettin Fevzioğlu, Borçlar Hukuku Umumi Hükümler Cilt II, İst. 1969, Sayı 351) Diğer bir ifade ile ibra, alacaklının borçlusunu borcundan beri kılmak onu borçtan kurtarmak amacıyla yapılan bir sözleşmeyi ifade etmektedir (Von Tuhr.Borçlar Hukuku- Cevat Edege Çevirisi,Cilt II Sh.695), (Dr.Fritz-Funk Jun-Borçlar Kanunu Şerhi I.Umumi Hükümler-Şeldet/Selek Çevrisi Sh.179), (Kenan Tunçomağ-Borçlar Hukuku Dersleri, Cilt I, Genel Hükümler Sh.608), (... Çemberci- ... Kanunu Şerhi-... 1968,Sh.271 ve ona atfen Tekinay, Berki, Arsebük). Ancak hemen belirtmek gerekir ki, İbra sözleşmesinin her halükarda sözleşme şeklinde gerçekleştirilmesi zorunluluğu yoktur. Sözleşmede borçlunun kabulünün zımni olması da mümkündür. Birçok Yargıtay kararında vurgulandığı uzere alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde "İbra" denir. O halde İbranamenin hukuki niteliğinin ve kapsamının diğer bir deyimle, davacının gerçek amacının ne olduğu tespit edilmelidir. Somut olaydada taraflar arasında düzenlenen 17.1.2005 tarihli "Anlaşma protokolü İbraname" başlıklı sözleşmede davalılar alacaklarını haricen aldıklarını, herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadıgğını belirtmek suretiyle davacıları ibra ettikleri anlaşılmaktadır. Öyle olunca mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin ibra olduğunun kabulü ile davacıların davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yzılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.