(4721 S. K. m. 18) (YHGK 20.03.2013 T. 2012/13-1038 E. 2013/377 K.)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı şirket vekili, davalının ev satın almak için kendilerinden hizmet talep ettiğini, davalı ile 15.2.2007 tarihli alıcı/kiralayıcı temsil yetkisi sözleşmesi başlıklı sözleşmenin imzalandığını, sözleşme gereği davalıya davaya konu taşınmazın gösterildiğini, davalının evi beğenmesinden sonra taşınmaz maliki ile görüşerek evin fiyatı üzerinden pazarlık yapıldığını, aradan bir hafta geçtikten sonra davaya konu yerin bir başka emlakçı vasıtasıyla kendileri saf dışı bırakılarak davalının eşi tarafından satın alındığını öğrendiklerini, sözleşme gereği 1 yıl içinde davalının sihri yakınları tarafından taşınmazın alınması halinde sözleşmede yazılı satış bedeli olan 440.000 $ %3 + KDV ödemek zorunda olmasına rağmen ödemediğini, bu bedelin tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile, % 40 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında 15.2.2007 tarihli tellallık sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede alıcının gördüğü gayrimenkulleri sözleşme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde şahsı, ortağı veya çalışanı bulunduğu şirket, şirket ortakları, şirketin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sihri hısımları satın alması halinde satış bedeli üzerinden %3 komisyon + KDV komisyon bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tellalın sözleşmede yazılı taşınmazı göstermesinden sonra davalının eşi tarafından M... Recidence ... Blok Kat:2, ... numaralı bağımsız bölümün satın alındığı ihtilafsızdır. Davacının dayandığı davalı ile yapılan 15.2.2007 tarihli Sözleşmede, aracılık hizmetine konu taşınmazın davalı dışında hangi şahıslar tarafından alınması halinde davacının komisyon ücretine hak kazanacağı tahdidi olarak belirlenmiş olup, eş ibaresinin yer almadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede her ne kadar davalının kan ve sihri hısımları tabirine yer verilmiş ise de, Medeni Kanunun 18. maddesinde Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. denilmek suretiyle sıhri (kayın) hısımlığın tanımı yapılmış, bu tanımlama çerçevesinde eşleri birbirine karşı sihri hısım olarak nitelendirmek mümkün değildir. Bu itibarla davalı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre komisyon ücretinden sorumlu tutulamaz. Mahkemece sözleşmenin yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 23.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy