MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de davalılar avukatınca çıkarılan davetiyenin bilağ tebliğ edildiği görüldüğünde davacı avukatının duruşma isteminden vazgeçmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... Noterliği' nin 04.09.1996 tarih ve 2682 yevmiye sayılı sözleşme gereğince arsalarına davalı müteahhit ... aracılığı ile bina yaptıran davalılar ... ve ...' dan kendilerine düşen...Blok 1. katta ve ..katta iki adet daireyi yine aynı Noterliğin 06.04.2000 tarih ve 1166 yevmiye sayılı gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, bedelini de ödediğini daha sonradan bu taşınmazların davalı ... tarafından 20.12.2001 tarihinde tapudan kendisine devredildiğini, kendisinin de bu taşınmazlardan birini ... ' e 24.12.2001 tarihinde ...' e 02.01.2002 tarihinde devrettiğini, kendisinin satın aldığı ve devrettiği taşınmaz ile ilgili olarak ...,..., ..., ..., ... ve ... tarafından davalılar ... ve ...' un da aralarında bulunduğu diğer davalılar aleyhine kök muris ...' nın miras hissesine sahip oldukları iddiası ile 2001 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve davanın karara bağlandığını, ancak, kararın infaz kabiliyetinde problemler yaşanması nedeniyle Melih ve arkadaşları tarafından 2004 yılında bu sefer taşınmaz üzerinde yapılan binadan daire alanlarda davalı olarak gösterilerek tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve bu dava sonucunda da tapuların davayı açanlar yararına tapunun miras hisseleri oranında iptaline ve bu mirasçılar adına tesciline karar verildiğini, bu kararla 2010/6045-2011/1349
Birlikte daireyi satın alan ... ve ...' in yeni mirasçıların açacakları ecrimisil vs. gibi diğer davalardan dolayı büyük zarara uğrayacaklarını, bu zararın sorumluluğunun tamamen arsa sahipleri olan davalılardan kaynaklandığını ancak davalıların zararı gidermek için hiç bir gayret göstermediklerini, daireleri kendisinden satın alanların talepleri üzerine onların zararlarını karşılamak için mahkeme kararı uile taşınmazda hisse sahibi olanlarla 19.07.2007 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi yaparak kendilerine 40.000.000.TL ödediğini ve bunun karşılığında da bu hisse sahiplerinin satın alarak sattığı 2 daire yönünden her türlü mülkiyet haklarından vazgeçmesini sağladığını, ödediği miktar için davalılara rücu etme zarureti doğduğunu bu nedenle 40.000.00.TL' nın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve ..., davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Davalı ... usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir savunmada da bulunmamıştır.
Mahkemece, "... dava konusu tasınmazlara 30/10/2001 tarihinde ve 25/6/2004 tarihinde olmak üzere iki kez "davalıdır' serhinin konulduğu, Davacı ...'ın, ... ve ...'e satışları ise ilk serhin konulduğu tarihten sonra gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ile bu kişilerin iyiniyet iddiasında bulunmaları söz konusu olamayacaktır... Davacının davalılar ...ve ... ile yaptığı satış vaadi sözleşmesi nedeniyle ödediği bedele dayanarak hak talepte bulunabilmesi, daha doğrusu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediğini geri alabilmesi için satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkansız hale gelmesi gerekir. Oysa davacı sözü edilen tarihlerde sözlesmeyi fesih etmeyerek "davalı" olduğunu bildiği halde dava konusu daireleri kendi üzerine almak suretiyle ifasını mümkün hale getirmistir. Satıs vaadi sözleşmesi her iki taraf için de ifa edilmis bulunmaktadır. Ayrıca, davacı ..., tasınmazların nizalı olmasını bilmesine rağmen 3.kişiler olan ... ve ...' e satmıstır. Yine davacının, ...ve ... ile yaptığı sulh anlaşması davalılar ...ile ...' yı bağlamadığı için, bu sözlesme nedeniyle ...ve ...' ye ve diğer 3.kişilere ödediğini iddia ettiği dava konusu miktarı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak rücu etmek suretiyle de davalılardan isteyemez. Çünkü ödenen miktar onların mamelekine dahil olmamış, sulh sözleşmesinde de anlaşılacağı üzere diğer mirasçılar olan Mahkememizin 2004/142 E, 2005/151 sayılı dosyasındaki davacılar adına Av....' nin hesabına yatırılmış, bunun karşılığında
2010/6045-2011/1349
Onlar da ...ve ...' ye karşı olan mirasa dayalı mülkiyet haklarından vazgeçmişlerdir. Davalı ... mirasçılarla kat karşılığı sözleşme gereği taşınmaz üzerine bina yapmakla müteahhit konumunda olduğu sözleşme yaptığı tarihte, tapu kaydı sözleşme yaptığı kişilerin mülkiyetinde olduğu için iyiniyetli olduğundan bu satışlar nedeniyle davacının aleyhine kendi lehine malvarlığında bir zenginleşme olmadığından davacı bu miktarı ondan da isteyemez." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının, davalı ... aleyhine yönelik temyiz itirazları yönünden; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, davalılar ... ve ......yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacının bu davalılardan kendilerine düştüğü bildirilen 2 adet daireyi... Noterliğinin 06.04.2000 tarih ve 1166 yevmiye sayılı gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı ve bedelini de ödediği, taşınmazların 20.12.2001 tarihinde tapudan kendisine devredildiği, kendisinin de bu taşınmazlardan birini ... ' e 24.12.2001 tarihinde birini de ...' e 02.01.2002 tarihinde devrettiği, davalılar tarafından kendisine satılan ve kendisinin de başkalarına sattığı dairelerin bulunduğu arsa ile ilgili olarak dava dışı ...,..., ..., ..., ... ve ... tarafından davalılar ... ve ... ile dava dışı ..., ... ..., ... ..., ..., ... ve... aleyhine kök muris ...' nın miras hissesine sahip oldukları ve yolsuz tescil iddiası ile 22.10.2001 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 07.02.2003 tarih ve 2001/122 Esas 2003/14 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile dava dışı üçüncü şahısların miras hisseleri oranında tapu iptal ve tesciline karar verildiği ve verilen bu kararın 01.03.2004 tarihinde kesinleştiği ancak arsa üzerinde bina yapılması ve bu binadaki dairelerin başkalarına satılması nedeniyle kararın infazının sağlıklı olarak yapılamaması nedeniyle dava dışı ...,..., ..., ..., ... ve ... tarafından 02.08.2004 tarihnde bu binadan daire alan ..., ...ve ... ' in de aralarında bulunduğu davalılar aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 15.09.2005
2010/6045-2011/1349 tarih ve 2004/142 Esas 2005/151 Karar sayılı kararı ile davalıların davacı ...' e, davacının da ...ve ... ' e sattığı bağımsız bölümlerinde aralarında bulunduğu bağımsız bölümlerdeki tapu kayıtlarının... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2001/122 Esas ve 2003/14 Karar sayılı kesinleşmiş ilamında belirtilen hisseleri oranında iptali ile dava dışı üçüncü şahıslar adına tesciline karar verildiği ve verilen bu kararın kesinleştiği, kesinleşen bu karar üzerine davacı ...' in davalılardan satın aldığı ve daha sonra sattığı ... ve ...' in bağımsız bölümler için dava dışı üçüncü şahıslara bu bağımsız bölümdeki haklarından feragat etmeleri karşılığında ödeme yaptığı dosya kapsamı ile sabittir. BK’ nun 189. maddesinde; satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamin olacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre ayıp ister subjektif bir haktan, ister objektif bir hukuk kaidesinden doğsun, satıcı, devrini kabul ve taahhüt ettiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Bu nedenle, devredilen hak, herhangi bir sebepten, devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa, satıcı sorumludur. Davacının 3. kişilere yaptığı ödemenin satıcının sorumluluğu ilkeleri doğrultusunda yaptığı anlaşılmaktadır. Davalılarında, zapta karşı tekeffül hükümlerine göre davacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle davacıya karşı sorumludurlar. Bu halde, davacının 3. şahıslara yaptığı ödeme miktarı usulüne uygun olarak belirlenerek bu miktarın davalılar ... ve ...' dan tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksi düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacın davalı ... yönünden temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalılar ... ve ... yönünden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine,01.02 .2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.