MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı şirket, açılan ihale sonrasında davalı Üniversite Rektörlüğü ile 29.8.2006 tarihli, ilaç ve serum gibi tıbbi malzemelerin satışı konusunda sözleşme imzaladıklarını, sözleşme konusu malzemelerin fatura karşılığında teslim edilmiş olmasına rağmen, beş adet fatura bedeli olan 123.033,05 TL’nin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tüm faturaların ödendiğini, davacıya borçlu bulunmadıklarını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, borcun, icra takibinden sonra ve davadan önce ödendiği anlaşılmakta ise de, davanın, takip tarihi itibariyle karara bağlanması, yapılan ödemelerin ise icra dairesince dikkate alınması gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, takibin 52.137,00 TL üzerinden devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline, işlemiş faizle ilgili talebin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, tıbbi malzeme satışından kaynaklanan, beş adet fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davalarda alacak miktarının, takip veya dava tarihindeki koşullardan hangisine göre belirlenmesi gerektiği, hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan icra inkar tazminatının ödenmesinin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi miktar üzerinden ödenmesi gerektiği konusunda etkili olacağından, önem arzetmektedir. Somut olayda açılan itirazın iptali
2010/7446-13974
davasında, alacağın varlığının dava tarihi gözetilerek belirlenmesi ve alacaklının dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, dava ekonomisi ve yararlar dengesine daha uygun düşeceğini kabul etmek gerekir. Bu kabule göre, dava açılmadan önce borcun ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığından, bu miktar üzerinden inkar tazminatına da hükmedilemeyecektir. Nitekim itirazın iptali davası açılmasındaki amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamak olup, takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç, alacağın ödenmesiyle zaten gerçekleştirilmiş olacağından, bu durumda bir dava açılmasında da hukuki yarar kalmayacaktır. (Bkz. Aynı yönde HGK. E. 2007/19-159 K.2007/220; HGK.E. 2005/19 K.2005/270 sayılı kararları)
Bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya bakılacak olursa; davacı tarafından 123.033,05 TL asıl alacak, 18.845,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 141.878,71 TL alacağın tahsili için 17.9.2007 tarihinde başlatılan takip üzerine, davalının, asıl alacağın, 52.137,00 TL’lik kısmına itiraz etmesi üzerine, davacı tarafından itirazın iptali istemiyle ... bu davanın açıldığı, ne var ki mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, itiraza konu alacağın, icra takibinden sonra, ancak eldeki davanın açılmasından önce ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, az yukarda açıklanan nedenlerle, alacağın takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce ödenmiş olması nedeniyle, inkar tazminatına hükmedilemeyeceğinden, bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün 1. bendinin (c) fıkrasında bulunan, (Alacak likit olduğu için 52.137,00 TL asıl alacağın %40’ı olan 20.854,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine) sözlerinin tümüyle karardan çıkarılarak, (İnkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy