... vekili avukat ... ile ... aralarındaki dava hakkında ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.2.2009 tarih ve 302-17 sayılı hükmün Dairenin 1.3.2010 tarih ve 8423-2416 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 2 nolu parseldeki taşınmazın davalı tarafından vekil sıfatıyla 9.5.2002 tarihinde üçüncü kişiye satıldığını, satış bedelinin kendisine verilmediğini ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere 200.000 TL.nin 9.5.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satış bedelinin davacı tarafından teslim alındığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının vekil sıfatıyla davacıya ait taşınmazı üçüncü kişiye satıp bedelini aldığı halde bunu davacıya vermediği kabul edilerek tapudaki satış bedeli 52.000 TL.nin 9.5.2002 tarihinden yasal faiziyle birlikte ödetilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davacı ve davalının temyizi üzerine hüküm, Dairemizce onanmış, davacı ve davalı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalının tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının, davacı adına tapuya kayıtlı 2 nolu parselde kayıtlı taşınmazı onun vekili sıfatıyla 9.5.2002 günü üçüncü kişiye sattığı ve satışa ilişkin akit tablosunda, satış bedelinin vekil tarafından tahsil edildiği yazılıdır. İleri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle ... görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı çok açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2)Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1)Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır.
2010/8679-13228
Bu ilke ve kurallar altında somut olaya bakıldığında, davalının yaptığı taşınmaz satım işleminden dolayı müvekkili davacıya hesap ve aldığı bedeli vermediği açıkça anlaşılmaktadır. Davacının, tapudaki satış işlemine ilişkin akit tablosunda gösterilen bedelden daha fazla miktarda bir alacak isteminde bulunmakla, vekili olan davalının, taşınmazı gerçek değerinin altında bir bedelle sattığını ve böylece satış işleminde özen ve sadakatle ... görme borcuna aykırı davrandığını da ileri sürdüğünün kabulü gerekir. Bu durumda, davalının gerek hesap verme ve gerekse, özen ve sadakatle ... görme yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığının saptanabilmesi için, satış işleminin yapıldığı tarihteki koşullar ve özellikle taşınmazın o tarihteki değeri gözönünde tutulmalıdır.
Mahkemece taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı 9.5.2002 tarihi itibariyle gerçek sürüm değerinin tesbitine ilişkin alınan bilirkişi raporu gözetilerek, davalı vekilin davacı müvekkiline karşı, saptanacak bu bedelle taşınmazı satma ve aldığı bedeli ona ödeme yükümlülüğü altında bulunduğunun benimsenmesi, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde, tapudaki akit tablosunda yazılı bedele karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce hükmün sadece davalı tarafça temyiz edildiği kabul edilerek sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının bu konudaki karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemize ait 1.3.2010 tarihli, 2009/8423 E. 2010/2416 K. sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının tüm karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle, Dairemize ait 1.3.2010 tarihli, 2009/8423 E. 2010/2416 K. sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 35.50TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.