MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının murisi ... 8.2.2010 tarihinde 22.000 TL tüketici kredisi kullandırdıklarını, ancak ödeme yapılmayınca 30.10.2007 tarihinde hesabın kat edilip icra takibi yaptıklarını, ancak ... vefat etmesi nedeniyle takibin iptal edilmesi üzerine mirasçılar aleyhine icra takibinde bulunduklarını,davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, muacceliyet ihtarı gönderilmediğini, takip tarihinde borcun tamamının muaccel olmadığını, icra takibinden sonra 3.7.2009 tarihinde 8.800 TL ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, icra takip tarihinden sonra davalının yaptığı ödemelerin infazda nazara alınması gerektiğinden bahisle, itirazın iptaline,%40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalının murisi ... davacı bankadan 8.2.2006 tarihli sözleşme ile 22.000 TL tutarında tüketici kredisi kullandığını, en son taksidin 8.2.2009 tarihinde ödeneceğinin ödeme planında belirtildiği, borç ödenmeyince davacı bankanın 30.10.2007 tarihinde hesabı katedip muris aleyhine takiplerde bulunduğu ancak murisin vefat etmesi nedeniyle bu takiplerin iptal edildiği, akabinde 8.2.2008 tarihinde mirasçılar aleyhine 8.401 TL asıl alacak
için icra takibinde bulunduğu ve davalının bu takibe itiraz etmesi nedeniyle eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 10/2 maddesinde kalan, kredi borcunun muaccel hale gelebilmesi için tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve kredi verenin en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerektiği belirtilmiştir. Davalının murisinin hesap kat tarihinden önce, 14.7.2007 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığı gibi, murisin sağlığında kendisine ve vefatından sonrada mirasçılarına 4077 sayılı yasanın 10/2 maddesi uyarınca gerekli ihtar ve ihbarda bulunulmadığı sabittir. Eldeki dava itirazın iptali davası olduğu içinde icra takip tarihinde borcun kalan kısmının 4077 sayılı yasanın 10/2 maddesine uygun ihtarda bulunulmadığı için muaccel hale gelmediği anlaşılmaktadır. Davacı ise icra takibinde kalan borcun tamamının tahsili için takip yapmıştır. Oysaki az yukarıda açıklandığı üzere alacağın tamamı muaccel hale gelmemiştir. Hal böyle olunca davacı ancak icra takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş miktarı isteyebilir. Mahkemece icra takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş takipten önceki borç miktarının ne miktar olduğu konusunda bilirkişiden rapor alarak sonucuna göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Davalının, kredi kullanan kişinin mirasçısı olduğunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İİK.nun 67/3 maddesinde itiraz edenin veli, vasi veya mirasçı olması halinde, borçlu hakkında tazminata hükmedilebilmesi için itiraz edenin kötü niyetli olması gerektiği hükme bağlanmıştır. Dava konusu olayda davalı mirasçının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği için davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın bir ve ikinci bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy