MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı asil ... ve vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ... Limited Şirketinden 28.2.2008 tarihli harici sözleşme ile yapılmakta olan inşaattan bağımsız bölüm satın aldığını, 50.000 TL peşinat ödediğini, kalan 150.000 TL için banka kredisi kullanacağının sözleşmede belirtildiğini, davalı bankadan 3.3.2008 tarihli sözleşme ile konut kredisi kullandığını, kredinin 4.3.2008 tarihinde davalı banka tarafından satıcı hesabına havale edildiğini, taşınmazın 24.2.2010 tarihinde dava dışı üçüncü kişi adına tapu ile satıldığını, bunun öğrenilmesinden itibaren gerekli ihtarları gönderdiği halde sonuç alamadığını bildirerek, 3.3.2008 tarihli kredi sözleşmesinin iptali iye yapılan ödemelerin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4077 Sayılı Yasanın 10/5 maddesi uyarınca, kredi veren kuruluşun verdiği kredinin bağlı kredi sayılabilmesi için, kredi verenin tüketici kredisini belirli marka, bir mal veya hizmet satın alması yada belirli bir satıcı veya sağlayıcı
2011/12433-2012/14938
ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi gerekir. Bu koşulları taşımayan tüketici kredisinin bağlı kredi olarak kabulü olanaksızdır. Davacının konut satın almada kullanmak üzere davalı bankadan kredi kullandığı sabittir. Davacı ile davalı banka arasında yapılan sözleşmede satın alınacak malın herhangi bir özelliği belirtilmediği gibi, satıcı ismide belirtilmemiştir. Kullandırılan kredi karşılığı şahsi teminat alınıp satın alınacak taşınmaz üzerine ipotek konulmamıştır. Kredi tutarı davacının hesabına aktarıldıktan sonra satıcı hesabına havale edilmiştir. Davacı tarafından daha sonra bankaya verilen ödeme talimatındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası üzerine mahkemece bu hususta araştırma yapılmamış ise de davacının taşınmazın üçüncü kişiye satıldığını öğreninceye kadar satıcı hesabına aktarılan kredi tutarının banka geri ödemelerini düzenli olarak yaptığı, bu tarihe kadar havale tutarının satıcı hesabına havale edilmesine itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durum ödemenin davacının izni yapıldığını göstermektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı bankanın davacıya kullandırdığı kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davalı banka hakkındaki davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 3.646.57 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.