MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
.
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... vekili avukat Betül Uçar geldi, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, murislerinin 1993 tarihinde davalı ... Belediyesinden tapu memuru huzurunda 9250 ada ve 1 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazı satın ve teslim aldığını, daha sonra dava dışı hazinenin bu yerin evveliyatının orman olduğundan bahisle tapu iptali davası açtığını, davayı kazandığını taşınmazın hazine adına tescil edildiğini ve elinden çıktığını ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile tespit edilen bu paradan şimdilik 50.000 TL'nin 17.12.1993 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın Kepez Belediyesi sınırlarında kaldığını, kendilerine husumet yöneltilmeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.263,57 TL alacağın dava tarihi olan 04.02.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... belediyesinden alınıp 2/8 nin davacı ...'e, 3/8 erinin davacılar ... ve Yasemin'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2011/12500 2012/14863
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, bu davasında tapuda davalı ... adına kayıtlı olan taşınmazı tapu memuru huzurunda 1993 tarihinde murislerinin satın aldığını, daha sonradan dava dışı hazinenin açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle murisleri adına olan tapu kaydının iptal edildiğini ve böylece taşınmazın ellerinden çıktığını, dava dışı hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu nedenle davacının taşınmazın rayiç değerini değil, ancak ödediği satış bedelinin aktin ifasının imkansız hale geldiğinin anlaşıldığı 21.04.2008 tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın ihale yolu ile davalı ... tarafından davacıya satıldığı ve 1993 tarihinde tapuda satış işleminin gerçekleştirildiği, bundan sonra dava dışı ... Hazinesinin davacıya karşı açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması ve özel mülkiyete konu yerlerden olmaması gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verildiği, verilen hükmün derecaattan da geçmek suretiyle 21.4.2008 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Davacıların murisi ile davalı satıcı arasında 1993 tarihinde tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, dolayısıyla davacılar murisinin taşınmazın öncesinin orman olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemeninde kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, BK 213, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ili ilgili herhangi bir şerhte bulunmamaktadır. Böyle olunca, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi nedeniyle davalı satıcının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
2011/12500 2012/14863
BK'nun 189 maddesinin birinci bendinde, "satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes'ul ve zamindir." yazılıdır. Madde metnindende açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı ... zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacıların gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 21.04.2008 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılan 234,65 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 6.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.