MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Davacı, davalı ile arasında 12.5.2005 tarihli adi ortaklık sözleşmesi düzenlediklerini, davacının yönetici olduğunu, 10.5.2007 tarihli protokol ile sözleşmenin bu tarih itibariyle sona erdiğini, fesih belgesine göre davalının kar payını ve alacağını aldığını, ortaklıktan alacağı kalmadığını, fesihten sonra doğan ancak ödenmeyen borçların bulunduğunu ve davacı tarafından tüm borçların ödendiğini, davacı tarafından Mahkeme kanalıyla yaptırılan tespit sonucu 200.403,96 TL alacağının bulunduğunu bildirerek davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, iki kez bilirkişi incelemesi yapılmış, alınan raporlar dayanak gösterilerek dava reddedilmiştir.
Yanlar arasında düzenlenen 12.5.2005 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile 10.5.2007 tarihli fesih protokolünün varlığı ve geçerliliği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Protokol hükümlerinin uyuşmazlığa uygulanıp uygulanmayacağı niza kanunu olup, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile 12.05.2005-10.5.2007 tarihleri arasında doğmuş, ancak ödemeleri 10.5.2007 sonrasına ait bulunan borçların dökümü yapılmıştır. Mahkemece 2 bilirkişi raporundaki değerlendirmeler nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de,
Adi ortaklıkla ilgili yasal düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddesinde gösterilmiş olup, 535.madde ise adi ortaklığın ne şekilde sona ereceğinin kararlaştırılmış olup, maddisinin 4. fıkrasından bütün şeriklerin ittifak etmesiyle sona ereceği açıklanmıştır. Taraflarca da sözleşmenin 10.5.2007 tarihinde feshedilmiş, adi ortaklığın sona erdiği anlaşılmaktadır. Sorun tasfiyesinin ne şekilde yapılacağından toplanmaktadır. Nitekim taraflar 10.5.2007 tarihi protokolle tasfiyesinin ne şekilde yapılacağını belirlemişlerdir. Tasfiyesiyle ortaklara düşecek hak ve yükümlülükler belirlenmiş ve ancak, sözleşmenin 3.paragrafında tasfiye tarihine kadar davalı adına tehakkuk etmiş ve edecek borçlardan sorumlu olacağı kararlaştırılmıştır. Potokolün bu hükmü tarafları bağlar, bu hükmün ortaklıkla ilgili borçlar olmadığının düşünülmesi hukuka uygun düşmez. Öyle olunca, bu doğrultuda ve araştırmanın yapılarak oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınıp, tespit raporu da irdelenerek sonucuna göre davalının sorumlu olduğu miktar bilirlenmelidir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek uyuşmazlık ilgisi bulunmayan BK'nun 179.maddesinin uygulanması gereğinden bahisle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekir. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy