MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, vefat eden murisleri ...'ın ... ... 4 A pafta 17 ada 5 parsel sayılı taşınmazın belediyece cami alanı olarak tahsis edildiği duyumu üzerine ... Belediyesine başvurduğunu, ... ... Belediyesi ile karşılıklı olarak yazışmalarının devam ettiğini, muris ...'ın belediyeye 1994 yılında dilekçe verirken aynı yıl eşinin abisi davalının da dilekçelerinin akıbetini takip etmesi ve taşınmazına kat karşılığı inşaat yapmak isteyen müteahhit bulacağını söyleyen ...'ı Vekil tayin ettiğini, her türlü tasarrufu yapma yetkisini de verdiğini, ancak davalının taşınmazı hiç beklemeden aynı gün sattığını, ...'ın da taşınmazı kötüniyetli olarak satıldığını öğrenemeden 2008 yılında vefat ettiğini, 18.01.2010 tarihine kadar taşınmazın kendilerine miras kaldığını zannederek belediyeye vergilerini ödediklerini, kendi adlarına tapu çıkarabilmek için veraset intikal vergisini ödemek için ... Tapu Sicil Müdürlüğüne gittiklerinde davalının taşınmazı sattığını öğrendiklerini,taşınmazın vekaletle davalı tarafından kötüniyetli olarak satıldığını belirterek taşınmazın bilirkişi raporuyla belirlenecek gerçek değeri ortaya çıkana kadar faiz ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak taşınmazın satıldığı tarihteki rayiç bedeli olan 15.000 TL.nin davalılardan iadesine karar verilmesini istemişler, 31/03/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de taleplerini 350.000,00 TL.na yükseltmişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, murisleri ...'in 19.07.1994 tarihinde ...'de bulunan taşınmazı ile ilgili belediyedeki imar işlerinin takibi ve kat karşılığı inşaat yapmak üzere davalıya vekaletname verildiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak aynı gün taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye sattığını belirterek taşınmazın değeri olan 350.000 TL.nın tahsili istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Davalı davanın reddini dilemiş, davalı vekili esasa cevap süresi geçtikten sonra 05.04.2011 tarihli duruşmada ve 05/05/2011 tarihli dilekçe ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Davacılar tarafından zaman aşımı def'inin süresinde ileri sürülmediği iddia edilmemiştir. Mahkemece zaman aşımı def'i hakkında olumlu ya da olusuz bir karar verilmeden işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Zamanaşımı def'i hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi Usul ve Yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.