MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 03.04.2007 tarihli sözleşme ile davalıdan bir daire satın alıp bedelini ödediğini, 24.06.2009 tarihinde tapusunu, 10.6.2009 tarihinde de oturma ruhsatını aldığını, sözleşme tarihinde 150 m2 yi aşan konutlar için KDV oranının %18 olduğunu, ancak 16.3.2009 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 13.3.2009 tarihli ve 2009/14802 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 15.6.2009 tarihine kadar uygulanmak üzere net alanı 150 m2 ve üzeri konutlarda KDV oranının % 8 olarak belirlendiğini, davalının fatura düzenlediği 30.6.2009 tarihinde KDV oranının %8 olmasına rağmen kendisinden %18 oranında KDV aldığını, davalının %10 oranına tekabül eden 15.694.00 TL'yi iadesi gerektiğini ileri sürerek bu miktar faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davada dayanılan 3.4.2007 tarihli sözleşmede KDV ve KDV oranı konusunda açık bir hüküm bulunmadığından davacının KDV farkını isteyemeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davasında davalıdan 03.04.2007 tarihli sözleşme ile bir daire satın aldığını satış bedeli olarak 200.000 TL ödediğini, taşınmazın 24.6.2009 tarihinde tapusunun, 10.06.2009 tarihinde iskan ruhsatının verildiğini, dairenin satış tarihi itibariyle KDV oranının %18 olmasına rağmen iskanın alınıp teslim edildiği tarih itibariyle bu oranın %8 e düştüğünü ileri sürerek aradaki KDV farkının tahsili için talepte bulunmuş; davalı, sözleşmenin taraflarına ve içeriğine herhangi bir itirazda bulunmaksızın sözleşmenin düzenlendiği 03.04.2007 tarihi itibariyle KDV oranının %18 olduğunu, buna göre davacının talepte bulunamayacağını savunmuş, mahkemece ise sözleşmede KDV ve KDV oranı konusunda açık bir hüküm bulunmadığından davacının sözleşme tarihiyle taşınmazın teslimi tarihi arasındaki KDV farkı nedeniyle talepte bulunamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından taraflar arasında satış bedeli konusunda da herhangi bir ihtilaf olmadığı anlaşılmaktadır. İhtilaf sözleşme tarihinde %18 olan KDV oranının dairenin teslim edildiği tarih itibariyle 13.03.2009 tarih ve 2009/14802 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince %8e indirilmesi nedeniyle aradaki farktan kimin sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır. Dosya içerisinde dairenin teslimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de anılan taşınmazın 24.06.2009 tarihinde davacı adına tapuda devrinin gerçekleştirildiği 10.06.2009 tarihinde de iskan ruhsatının verildiği anlaşılmaktadır. Davalı davacıdan %18 üzerinden KDV bedeli tahsil edip devlete %8 üzerinden KDV yatırmışsa aradaki farktan davacıya karşı sorumludur. Davacı söz konusu Bakanlar Kurulu kararı gereğince satın aldığı taşınmazın kendisine resmen devri sırasında davalı tarafından kendisinden satış nedeniyle %18 üzerinden KDV tahsil edilmesine rağmen devlete %8 oranında KDV yatırıldığı iddia edildiğine göre mahkemece söz konusu satış nedeniyle davalı tarafından hangi oranda KDV yatırıldığı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.